Yazı Detayı
12 Eylül 2021 - Pazar 17:51 Bu yazı 357 kez okundu
 
İNSAN DOĞANIN KİRİDİR!
Mustafa BATUR
 
 

Baştan söyleyeyim bu uzun bir yazı olacak. Umarım okumaya değer.

Mesleğimle ilgili polemik oluşturabilecek konularda yorum paylaşmıyorum. Çünkü, zaten ar-ge kapsamındaki yayın organlarında usulüne uygun yazıyoruz ve doğrusu da bu. Ancak, bu yayınlar her ne kadar mesleki uygulamalara ve bilim dünyasına katkı sağlasa da sadece bilimle ilgilenen az sayıda insan okuduğundan kamuoyu bilincine bir katkı sağlamıyor. Bilimsel araştırmaların uygulanabilmesi için kamuoyunun da uzmanlar tarafından uygun ve dikkatli bir dille bilgilendirilmesi gerekiyor.

Bu yüzden kamuoyunun çok üzerinde durduğu, mesleğimi ve kısmen uzmanlığımı ilgilendiren, ormanlar üzerindeki baskılar konusunda bir paylaşım yapmayı ve açıklama yapan bilim insanlarına destek vermeyi, mesleki ahlakımın gereği olarak görüyorum.

Son zamanlar özellikle sosyal medyanın halk tarafından kullanılmasıyla halkımızın birçok konuda görüşlerini öğrenmek mümkün. Bu iyi birşey. Sosyal medyada ormanlarımızın korunması ve geliştirilmesiyle ilgili yanlış politikaların uygulandığı konusunda çok sayıda eleştirel yorum görüyorum. Bu eleştiriler genellikle orman alanlarının neden meyve ağaçlarıyla ağaçlandırılmadığı konusunda... O kadar ağır eleştiriler var ki... Yıllarca bu işin bilimine kafa yormuş ve sadece uzmanlık alanıyla ilgili bilgilendirme açıklaması yapan bilim insanlarına çok ağır hakaretler bile yapılabiliyor. Bu eleştirel yorumlardan çoğu bilimsel temele dayanmasa da sosyolojik açıdan (?) dikkate değer.

Ancak şu var ki; orman ekosisteminin varlığı dünyada yaşamın sürmesi için şarttır. Bu bilimsel gerçek öğrenilmeden yapılan yorumlar yanlış olur. O yüzden öncelikle bu bilimsel gerçeğe bir bakalım.

Orman ekosistemi bahçedeki ağaçlar topluluğu değildir. Orman, fauna ve florasıyla bir organın ötesinde, bir sistemdir. Bütün olarak yaşayan bir canlılar topluluğu, dünyanın nefes aldığı organlar bütünüdür. Hatta insan bugüne kadar varoluşunu ormanin zenginliklerine borçludur. Çünkü ilk çağlardan bu yana barınma ve beslenme ihtiyaçlarını ormandan karşılamıştır.

Neden ormana dünyanın akciğerleri diyoruz? Neden bunu bize daha ilkokulda öğretirler? İnsanların eleştirdigi o çam ormanlarının çoğu doğaldır. Dikim bile olsa önceki doğal tür ile aynıdır. Doğal olan tür uzun vadede, kendi ekolojik koşullarında başka türü yaşatmaz. Bir bölgede çam olur bir bölgede Göknar... Bazan üç beş tür karışır. Cam ormanları yanıyormuş... Yakarsan hersey yanar... Uygun yerlere lokal olarak meyveli türler dikilir ama bu yaban hayatını desteklemek ve kısmen yan üründen köylünün faydalanması içindir. Hiçbir zaman bir orman ekosistemi meyve bahçesine dönüştürulmez.

Yararlanma bir dengeyi/optimizasyonu gerektirir. Ekosistemin genel yapısıı bozulmaz. Normal/doğal olan budur. Bilim bunu dikte eder.

Bir orman ekosisteminden beklenen hizmet ve fonksiyonlar çok daha büyük ve süreklidir. Ayrıca orman ekosistemi iklim, su, toprak oluşumu ve verimligini etkileyerek tarım alanlarını korur ve destekler. İçtiğiniz suyun garantisidir. Tarım yapılan o topraklar nasıl oluşmakta, orada nasıl durmaktadır.

Bu durumda bütün ormanları vatandaşa dağıtıp zeytin incir meyve diksek, tarla yapsak dünyanın sonu gelir, gelecekte çocuklarımız içecek su bulamaz. Birçok ilacın kaynağı biyoçeşitlilik biter. Çam ormanı işe yaramıyor mantığıyla bakarsak şehirlerdeki parklara mısır, nohut, domates ekip elma armut falan dikmemiz gerekir.

Doğal orman ekosistemleri o kadar önemlidir ki; dünyanın herhangi bir yerindekii bir orman ekosistemini korumak için uluslarası fonlar projelere karşılıksız bütçe ayırır. Başka hiçbir alanda bu kadar destek yoktur. Neden diye düşünmek gerekir. Ekolojik koşullara uymayan bitkilendirme birinci sınıf tarım alanına bina dikmeye benzer. İnsanlığın hayatta kalması için prensip doğaya karşı gelmek değil doğaya uymak, kamufle olmaktır. İnsanlık bunu yapamazsa helak olur. Bu kadar basittir.

Neden elimizdeki tarım alanlarıını verimli kullanmadan gözü ormana dikeriz? Yazık değil mi? Üstelik özel araziler daha çok zenginlerin elindeyken ormanlar kamu malı olarak devletimizin, yani hepimizin. Anlamak güç...

Bu konulara merakı anlıyorum ama merak önce ekosistemin ne olduğunu, dünyanın geçmişten bugüne nasıl değiştiğini ve gelecekte nasıl olabilecegini öğrenmekle başlamalı. O zaman hassasiyet başlar ve gelecekteki tahlikeyi görebiliriz. Ormanlar halka dağıtılsın, zeytinlik ya da meyve bahçesi yapılsın diyemeyiz.

50-100 yıla kalmaz ulkemiz coğrafyasında sıcaklıklar 50 dereceyi geçecek. İnsan ihtiyaçları artıyor, hatta insan doymak bilmiyor... Ancak tarım da orman da dengede olmak zorunda. Ama bu denge orman aleyhine çoktan bozuldu bile. Ormanlar insanlar istiyor diye her türlü talebe konu olacak bir varlık değildir. İnsanlar ormana gözü dikeceğine biraz da kendi nüfus planlamasını yapması, nüfusunu azaltması, elindeki tarım alanlarını verimli kullanması gerekir.

Becerikli ve akıllı insan orman yetişmeyen yerleri insanın faydalanmasına nasıl sunabileceğini araştırır, faydalı hale dönüştürür. Devlet aklı bu konuda gerekli tedbiri alır, almalıdır.

Bir orman ekosistemini korumak ve dengede tutmak o kadar da kolay değildir. Büyük bilgi birikimi, uzmanlık, bütçe ve uzun vadeli projeler ister. Basit gözlem ve basit çıkar hesaplarıyla ormanların geleceğine her önüne gelen karar veremez. Bu yüzden biraz da işi uzmanına bırakmak, dinlemek ve saygı göstermek gerekir.

Sonuç olarak; yerleşim ihtiyacı halinde 6831 sayılı kanunun 2A maddesiyle, 1981'den önce orman niteliğini kaybeden yerleri 2B ile, duruma göre yeni çıkan Ek 16. madde ile orman dışına çıkrma işlemleri yapılırken, izin-irtifakla kamu yararı için baska amaclara tahsis yapılabilirken, özel ağaçlandırma tahsisleriyle ceviz, badem, zeytin gibi ağaçlandırmalara izin verilirken daha fazla aç gözlülük niye. El insaf... Bırakın da orman oluşturabilen türler orman olarak kalsın. İnsan bu kadar da vicdansız olamaz.

Bunca yıllık doğa tarihine baktığımda anlıyorum ki; Maalesef "İNSAN DOĞANIN KİRİDİR" belki de KATİLİ genellemesi yanlış olmaz. Ancak, insan algılayabildiği ve içinde bulunduğu sistemden çıkamaz. Haddini aştığında ise doğa yada evrenin gücü bunu acımasızca dengeler.

 
Etiketler: İNSAN, DOĞANIN, KİRİDİR!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı