Canda KALEMOĞLU
Köşe Yazarı
Canda KALEMOĞLU
 

DİYARBAKIR SURLARI’NIN ÖNEMİ

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan, dünyanın Çin Seddi’nden sonraki en uzun surları olduğu iddia edilen Diyarbakır Surları’nı ele alacağız. Surların öneminden bahsetmeden önce bu Kale Kent olan Diyarbakır’ın, çok eskilere dayanan tarihine kısa bir göz atalım. Bu kente Amedi adını ilk kez (MÖ:7000) Asurlular vermiştir. Burayı başkent yapanların (MÖ:9.yy)Arami Kabilesi olduğu bilinmekte. Aremiler ise Hurrilerden kalan surları onardıkları bilgiler arasında yer alır. Tarih boyunca birçok isimle anılan bu kente Romalılar ise ‘Amida’ ismini vermiştir. Bu isim ise Yakutçada ‘bakır sikke’ anlamına gelen ‘Amiday’ kelimesinden gelmiştir. Bazı uygarlıklar ise surların kara taşlarından dolayı ‘Amid-i Sevad’ (Kara Amid) demişlerdir. En ilginç isim ise Süryanilerden gelmiştir. Onlara göre Beyt-ül Meryem adına yapılmış büyük kız manastırını işaret ederek ‘Dâr Bakire’ yani Evliya Çelebi’ye göre Kız Şehri anlamına gelen ‘Diyar-ı Bakire’ kelimesinden türetilmiştir. En son ise 1937 de M.Kemal bakır madenlerine izafeten ‘Diyarbakır’ ismini koymuş ve günümüze kadar böyle gelmiştir. Surların tarihi ile ilgili net bir tarih söylemek güç fakat genel kabul ettiğimiz MÖ:3000’lerde Hurriler tarafından inşa edildiği daha sonra bu şehre egemen olan başka devletlerinde ekleme ve onarımları sonucu günümüze kadar gelmiş olmasıdır. Uzunluğu yaklaşık 5800 metre olan bu surların 645 metresi çeşitli sebeplerden yıkılmıştır. Kentin genel olarak savaş ile hakimiyet değiştirdiğini görmekteyiz bu da surların zarar görmesine neden olmuştur. Şehri hakimiyet altına alan devletler surları onardıklarında burçların üzerine kitabeler bırakmışlardır. Bu kitabelerin 6 tanesi Bizans’a ait, 4 tanesi Yunanca, 1 tanesi Latince ve geri kalan İslam dönemine aittir bu sebeple “AÇIK HAVA YAZITLAR MÜZESİ” olarak da anılır. Kuş bakışı bakıldığında surların şekli bir kalkan balığına benzemektedir. Şehri bir kalkan balığı gibi saran bu surların üzerinde 82 adet burç bulunmakta ve iç kalede ise 19 tane burç vardır. Savunma amaçlı yapılan bu burçlar 3 ya da 4 kattan oluşmaktadır. İlk katı depo olarak diğer katları ise askerler kullanmaktadır. Surların ihtişamlı gözükmesinin nedeni burçların ve sur duvarlarının yüksekliğidir.8-22 metre arasında değişir bu yükseklikler. Bu surların 4 ana kapısı bulunur.(1.Dağ Kapı, 2.Urfa Kapı, 3. Mardin Kapı, 4. Yeni Kapı) 20. yy başlarına kadar bu kapılar geceleri kapatılarak şehre giriş çıkışlar kontrol edilmiş. Surların Çift olmasının nedeni ise Bizans ve Sasaniler arasında sık yaşanılan savaşlar nedeniyle Bizans İmparatoru Justinianus surları yeniden duvarlarla desteklediği bilgisidir. Surların tarihinin net olmadığını söyledik bu yüzden ihtimalleri göz ardı edemiyoruz. Bu ihtimallerden biri de Romalı bir askerin anlattıklarıdır. Romalı asker, Konstantinus henüz Sezarken güçlü ve kulelerle çevreleyerek büyüttüğü bir kent olduğunu aktarmıştır. Bu kentin tanımı Diyarbakır ile örtüştüğü için surların bu dönemde de yapıldığı ihtimali ortaya çıkmaktadır. Geçmişi yorumladığımızda gelecek muhakkak şekilleniyor.  
Ekleme Tarihi: 25 Nisan 2021 - Pazar

DİYARBAKIR SURLARI’NIN ÖNEMİ

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan, dünyanın Çin Seddi’nden sonraki en uzun surları olduğu iddia edilen Diyarbakır Surları’nı ele alacağız. Surların öneminden bahsetmeden önce bu Kale Kent olan Diyarbakır’ın, çok eskilere dayanan tarihine kısa bir göz atalım.

Bu kente Amedi adını ilk kez (MÖ:7000) Asurlular vermiştir. Burayı başkent yapanların (MÖ:9.yy)Arami Kabilesi olduğu bilinmekte. Aremiler ise Hurrilerden kalan surları onardıkları bilgiler arasında yer alır. Tarih boyunca birçok isimle anılan bu kente Romalılar ise ‘Amida’ ismini vermiştir. Bu isim ise Yakutçada ‘bakır sikke’ anlamına gelen ‘Amiday’ kelimesinden gelmiştir. Bazı uygarlıklar ise surların kara taşlarından dolayı ‘Amid-i Sevad’ (Kara Amid) demişlerdir. En ilginç isim ise Süryanilerden gelmiştir. Onlara göre Beyt-ül Meryem adına yapılmış büyük kız manastırını işaret ederek ‘Dâr Bakire’ yani Evliya Çelebi’ye göre Kız Şehri anlamına gelen ‘Diyar-ı Bakire’ kelimesinden türetilmiştir. En son ise 1937 de M.Kemal bakır madenlerine izafeten ‘Diyarbakır’ ismini koymuş ve günümüze kadar böyle gelmiştir.

Surların tarihi ile ilgili net bir tarih söylemek güç fakat genel kabul ettiğimiz MÖ:3000’lerde Hurriler tarafından inşa edildiği daha sonra bu şehre egemen olan başka devletlerinde ekleme ve onarımları sonucu günümüze kadar gelmiş olmasıdır. Uzunluğu yaklaşık 5800 metre olan bu surların 645 metresi çeşitli sebeplerden yıkılmıştır. Kentin genel olarak savaş ile hakimiyet değiştirdiğini görmekteyiz bu da surların zarar görmesine neden olmuştur. Şehri hakimiyet altına alan devletler surları onardıklarında burçların üzerine kitabeler bırakmışlardır. Bu kitabelerin 6 tanesi Bizans’a ait, 4 tanesi Yunanca, 1 tanesi Latince ve geri kalan İslam dönemine aittir bu sebeple “AÇIK HAVA YAZITLAR MÜZESİ” olarak da anılır.

Kuş bakışı bakıldığında surların şekli bir kalkan balığına benzemektedir. Şehri bir kalkan balığı gibi saran bu surların üzerinde 82 adet burç bulunmakta ve iç kalede ise 19 tane burç vardır.

Savunma amaçlı yapılan bu burçlar 3 ya da 4 kattan oluşmaktadır. İlk katı depo olarak diğer katları ise askerler kullanmaktadır. Surların ihtişamlı gözükmesinin nedeni burçların ve sur duvarlarının yüksekliğidir.8-22 metre arasında değişir bu yükseklikler. Bu surların 4 ana kapısı bulunur.(1.Dağ Kapı, 2.Urfa Kapı, 3. Mardin Kapı, 4. Yeni Kapı) 20. yy başlarına kadar bu kapılar geceleri kapatılarak şehre giriş çıkışlar kontrol edilmiş.

Surların Çift olmasının nedeni ise Bizans ve Sasaniler arasında sık yaşanılan savaşlar nedeniyle Bizans İmparatoru Justinianus surları yeniden duvarlarla desteklediği bilgisidir.

Surların tarihinin net olmadığını söyledik bu yüzden ihtimalleri göz ardı edemiyoruz. Bu ihtimallerden biri de Romalı bir askerin anlattıklarıdır. Romalı asker, Konstantinus henüz Sezarken güçlü ve kulelerle çevreleyerek büyüttüğü bir kent olduğunu aktarmıştır. Bu kentin tanımı Diyarbakır ile örtüştüğü için surların bu dönemde de yapıldığı ihtimali ortaya çıkmaktadır. Geçmişi yorumladığımızda gelecek muhakkak şekilleniyor.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.