CAN’DAN BAKIŞ  Yazan: Ahmet CAN
Köşe Yazarı
CAN’DAN BAKIŞ Yazan: Ahmet CAN
 

BELEDİYECİLİKTE ÇOKBİLMİŞLİK OLMAMALI

Gerçi çok alanda “Çokbilmişlik” vardır ve çok olumsuz neticeleri çokça görülmektedir. 31 Mart yerel seçimleri dolayısıyla, konumuz “Belediyecilikte çokbilmişlik” olacak. Belediye başkanlığının seçimle belirlenmesi nedeniyle, seçmen ve dolayısıyla toplumun “Düşünce sistematiği, karar ve iradi yapısı” üzerinde de bir değerlendirme yapmak gerekir. Yaklaşık 200 yıldır maruz kaldığımız, Batılılaşma hareketleri nedeniyle, Emperyalist Batı tarafından “Kültürel asimilasyona” uğradık. Bu kendini inkar süreçlerinde şekillenen düşünce yapımız, “Maddi çıkar” düşüncesi çerçevesinde ve belki Batı’dan daha ileri şekilde, “Ben merkezci” temellerde karakterize oldu. İşte bunun tezahürü olarak, aile içinde dahi, aile bireyleri birbirlerine karşı “Benlik” duygularıyla hareket eder oldular. Dolayısıyla toplum, imani değerlerinin tam tersi olarak ve farkında da olmayarak “Ben Merkezci” düşünce ve davranışlar sergilemeye başladı (Maalesef). “Bismillah” veya “Allah-u Ekber” derken başka, “Rantiye” konularında bambaşka kişilik olmaktadır… Dünya, kişi merkezli dönmekte ise; kişi, kendinin ilahlığındadır. Fakat, düşünce sistematiği dumura uğratıldığı için, kişi asla bu şekilde düşünmemektedir… Bu durumun felsefi değerlendirmesinden ise, “Kendine tapıcılık” ortaya çıkmaktadır… Çok kişiye, anlaşılması zor gelecek olan bu analizi burada sonlandırıp, toplumun yansıması olan “Belediye Başkanlığındaki” insan ve toplum merkezli başarı ve başarısızlığı ele alalım. Seçim öncesi ele alınan konular ve vaatler, oldukça olumlu ve toplum menfaatine olarak görülmesine rağmen, seçimden sonraki tecellisinin aynı şekilde olmadığını gözlemlemek zor değildir… Biz bu çelişkinin, “Rantiyeciliğin” tesirleri ve “Çokbilmişlik”ten kaynaklandığını düşünüyoruz. Kişi, hangi mevkide olursa olsun, her şeyi en doğru şekilde bilemez. Dolayısıyla ki; “Danışmanlık” ve “İstişari mekanizmalar” olmalıdır. Ancak hemen belirtelim ki; bu mekanizmalar, görüntüde yok da değildir. Lakin, işletildiği veya itibar edildiği ise, çok şüphelidir… Düşünen ve birikim sahibi insanlardan çok azı (Siyasi yakınlığı olanlar) Başkanların yakınına yanaşabilmekte ise de, onların fikirlerine ne kadar itibar edildiği de şüphelidir… Zira, çok sayıda karar veya kararsızlık neticesi işler, ihale-müteahhitlik sonuçları, büyük oranda hezimetle sonuçlanmaktadır. Bu başarısızlıklar, muhalefet tarafından, kendisine “başarı prensipleri çıkarılacak durum” olarak değil, sadece “Muhalifini yıpratmak” şeklinde değerlendirilmektedir… Toplum ise; çalışmalara ilişkin hakkı hakikati değil, kendi siyasi kampı açısından “doğru” ya da “yanlış” diyebilmektedir… Özete şunu görmek istiyoruz: Adaylardan hangisi seçilirse; seçildikten sonra, tüm Burdur’un başkanı olacağını/olmak durumunda olduğunu asla unutmamalı. Günübirlik kararlarla değil, Burdur’un stratejik ve ali menfaatlerini esas alan politikalarla idare edilmelidir. Belediye Meclisi müzakerelerine değer verilmelidir. Meclis, Belediye Başkanının aldığı kararları onama organı olmamalıdır. Seçilen daha baştan, “İstişare ve danışma” organlarını, resmi veya gayri resmi olarak belirlemeli ve birikimlerden, fikirlerden azami olarak istifade etmelidir. Söz konusu Burdur ise, geresi teferruat olmalıdır. Adaylara, bu anlamda başarılar dilerim.  
Ekleme Tarihi: 09 Ocak 2019 - Çarşamba

BELEDİYECİLİKTE ÇOKBİLMİŞLİK OLMAMALI

Gerçi çok alanda “Çokbilmişlik” vardır ve çok olumsuz neticeleri çokça görülmektedir. 31 Mart yerel seçimleri dolayısıyla, konumuz “Belediyecilikte çokbilmişlik” olacak. Belediye başkanlığının seçimle belirlenmesi nedeniyle, seçmen ve dolayısıyla toplumun “Düşünce sistematiği, karar ve iradi yapısı” üzerinde de bir değerlendirme yapmak gerekir.

Yaklaşık 200 yıldır maruz kaldığımız, Batılılaşma hareketleri nedeniyle, Emperyalist Batı tarafından “Kültürel asimilasyona” uğradık. Bu kendini inkar süreçlerinde şekillenen düşünce yapımız, “Maddi çıkar” düşüncesi çerçevesinde ve belki Batı’dan daha ileri şekilde, “Ben merkezci” temellerde karakterize oldu.

İşte bunun tezahürü olarak, aile içinde dahi, aile bireyleri birbirlerine karşı “Benlik” duygularıyla hareket eder oldular. Dolayısıyla toplum, imani değerlerinin tam tersi olarak ve farkında da olmayarak “Ben Merkezci” düşünce ve davranışlar sergilemeye başladı (Maalesef). “Bismillah” veya “Allah-u Ekber” derken başka, “Rantiye” konularında bambaşka kişilik olmaktadır… Dünya, kişi merkezli dönmekte ise; kişi, kendinin ilahlığındadır. Fakat, düşünce sistematiği dumura uğratıldığı için, kişi asla bu şekilde düşünmemektedir… Bu durumun felsefi değerlendirmesinden ise, “Kendine tapıcılık” ortaya çıkmaktadır…

Çok kişiye, anlaşılması zor gelecek olan bu analizi burada sonlandırıp, toplumun yansıması olan “Belediye Başkanlığındaki” insan ve toplum merkezli başarı ve başarısızlığı ele alalım.

Seçim öncesi ele alınan konular ve vaatler, oldukça olumlu ve toplum menfaatine olarak görülmesine rağmen, seçimden sonraki tecellisinin aynı şekilde olmadığını gözlemlemek zor değildir… Biz bu çelişkinin, “Rantiyeciliğin” tesirleri ve “Çokbilmişlik”ten kaynaklandığını düşünüyoruz.

Kişi, hangi mevkide olursa olsun, her şeyi en doğru şekilde bilemez. Dolayısıyla ki; “Danışmanlık” ve “İstişari mekanizmalar” olmalıdır. Ancak hemen belirtelim ki; bu mekanizmalar, görüntüde yok da değildir. Lakin, işletildiği veya itibar edildiği ise, çok şüphelidir… Düşünen ve birikim sahibi insanlardan çok azı (Siyasi yakınlığı olanlar) Başkanların yakınına yanaşabilmekte ise de, onların fikirlerine ne kadar itibar edildiği de şüphelidir… Zira, çok sayıda karar veya kararsızlık neticesi işler, ihale-müteahhitlik sonuçları, büyük oranda hezimetle sonuçlanmaktadır. Bu başarısızlıklar, muhalefet tarafından, kendisine “başarı prensipleri çıkarılacak durum” olarak değil, sadece “Muhalifini yıpratmak” şeklinde değerlendirilmektedir… Toplum ise; çalışmalara ilişkin hakkı hakikati değil, kendi siyasi kampı açısından “doğru” ya da “yanlış” diyebilmektedir…

Özete şunu görmek istiyoruz:

Adaylardan hangisi seçilirse; seçildikten sonra, tüm Burdur’un başkanı olacağını/olmak durumunda olduğunu asla unutmamalı.

Günübirlik kararlarla değil, Burdur’un stratejik ve ali menfaatlerini esas alan politikalarla idare edilmelidir.

Belediye Meclisi müzakerelerine değer verilmelidir. Meclis, Belediye Başkanının aldığı kararları onama organı olmamalıdır.

Seçilen daha baştan, “İstişare ve danışma” organlarını, resmi veya gayri resmi olarak belirlemeli ve birikimlerden, fikirlerden azami olarak istifade etmelidir.

Söz konusu Burdur ise, geresi teferruat olmalıdır.

Adaylara, bu anlamda başarılar dilerim.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.