Mehmet Kızılaslan
Köşe Yazarı
Mehmet Kızılaslan
 

ÇALIŞAN VE ÇALIŞTIRANLARIN SORUNLARI

            Bu hafta sonu, 17 Kasım, cuma günü, saat 13 de sevgili kardeşim, Fuat Tütüncüoğlu ile canlı bir sohbetimiz olacak TVDEN de.             Sevgili kardeşimin bu sohbeti, üç kişi ile yaparsak çok daha uygun olur, dedi. Ben, bencil birisi olduğum için, bir saatlik bir süreyi, ikimizin daha iyi değerlendirebileceğimizi düşünüyorum.            Dedim ya, ben çok bencil birisiyim. Hem çalıştıran, hem de çok çalışan birisi olarak, o kadar çok sorunların içinde ıslanıyor ve o ıslaklık içinde ala bildiğine çözümler üretebileceğimize inanıyor olduğumdan, bu sohbetin oldukça değişik bir sohbet olacağı kanısındayım.            İsterseniz bu söyleşide bahis edeceğim bazı konuları, bu yazımda değineyim.           Çalışmak ve çalıştırmak, bir iş ve üretim meselesidir. Yani çalışmanın olabilmesi için, öncelikle bir üretimin olması ve işin olması gerekmektedir.           Türkiye’nin en büyük sorunu, işin ve üretimin olmamasıdır.           İşin olmaması, üretimin olmaması da işçi enflasyonu yaşatmaktadır.           İşçi enflasyonu ne demek?           İşçi enflasyonu, İşçilerin, fabrikaların ve iş kurumlarının önünde, işsizlerin, aylarca, yıllarca iş için, bir lokma ekmek için, kuyruklarda beklemesi demektir. Bu ülkenin en büyük sorunudur. Bu suç oranlarının yükselmesi, hırsızlığın, gaspın, terörün artması demektir. Bu aile faciaları, yuvaların dağılması, çocukların sokaklarda kalması demektir. Bu güvensiz bir ülkeye doğru gitmek demektir. Bu, iş gücünün beyin gücünün yabancı ülkelere göçü demektir. Çok zor şartlarda yetiştirdiğiniz, o genç beyinleri, insanların ülkemizden kaçması gitmesi demektir.          Ülkemin asıl sorunu budur. İşçinin bol, iş alanlarının az olmasından kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan, işverenlerin, istedikleri iş gücünü bulamadıklarını da biliyoruz. Bu konu da çok acil konuşulması ve çözülmesi gereken konuların başındadır.          Üniversitelerin bölümlerine bir bakalım isterseniz. Üretime dair hiçbir bölüm yok. Pazarlama, reklam, halkla ilişkiler, işletme ve hatta uluslar arası ilişkiler bölümleri, neredeyse her ilçede var, ama, iş verenlerin ve ülkemizin ihtiyacı olan üretime dair bölümler ve mesleki eğitimden geçmiş eleman yetiştiren bölümler yok.          Ülkeyi yönetenler, acil olarak işsizliğimizi, inşaat sektörü ile aşmaya çalışmaktadırlar. Bu da kısır bir döngü yaratmaktadır.        İnşaat sektörüne bir bakalım öncelikle. İnşaatı ihraç etme şansınız yoktur. Dışarıdan döviz akışını sağlamak için, inşaatlarınızı yabancılara satma halimiz doğru bir çözüm değildir. Bu toprak satışı demektir. Bir ülke toprağını değil, maden cevherlerini bile, dışarıya ham olarak satamaz. İşleyerek çok daha kıymetli bir halde satarsa işsizlik sorununu çözmüş olur.          Ülkeyi bir aile olarak düşündüğünüzde, ülkenin dışarıya satacak ürünlerinin olması gerekir. Bu ne topraktır, ne binadır ne de işlenmemiş doğal kaynaklardır. Bu nedenle, ya tarım ürünlerinizi işleyerek, ya da sanayi ürünleri imal ederek ihraç etmemiz gerekmektedir.          Bu ülkemizin kurtuluşu olacaktır. Ülkemiz sanayi devrimini yapamadığı için, tarımsal ürünlerimizi işleyerek satma mecburiyetimiz vardır.           Devlet, bankalarda yatan 50 000 TL ye kadar paraya garantör oluyorsa, Köylümüzün ürettiği ürünleri işleyecek, fabrikaların kurulmasında, üretime akacak paralara da, garantör olmak zorundadır. Köylerimizde kurulacak halk ortaklığı, fabrikalara yatırım yapacak köylümüzün yatırdığı paralara da garantör olmak zorundadır.            Bu neyi getirecek. Köylünün ürettiği ham maddelerin işlenmesini sağlayacak. Köyde iş imkânı yaratacak. Köyden şehre göçü önleyecektir. Tarım ürünlerinin artı değer kazanmış mamul hale gelmişlerinin ihracını sağlayacaktır. Sonuç döviz girdisi ve ülkenin köklü kurtuluşudur.           Türkiye’nin iş hayatının, işçi ve işveren sorunlarının kökten çözümü de, SGK primlerinin Devlet tarafından ödenmesi ile mümkündür.           Daha geniş bilgiyi ve köklü çözümler 17 Kasım 2017 saat 13 TV DEN sohbetimizde izleyebilirsiniz.          Saygılarımla.  Mehmet Kızılaslan  13/11/2017.    
Ekleme Tarihi: 13 Kasım 2017 - Pazartesi

ÇALIŞAN VE ÇALIŞTIRANLARIN SORUNLARI

            Bu hafta sonu, 17 Kasım, cuma günü, saat 13 de sevgili kardeşim, Fuat Tütüncüoğlu ile canlı bir sohbetimiz olacak TVDEN de.

            Sevgili kardeşimin bu sohbeti, üç kişi ile yaparsak çok daha uygun olur, dedi. Ben, bencil birisi olduğum için, bir saatlik bir süreyi, ikimizin daha iyi değerlendirebileceğimizi düşünüyorum.

           Dedim ya, ben çok bencil birisiyim. Hem çalıştıran, hem de çok çalışan birisi olarak, o kadar çok sorunların içinde ıslanıyor ve o ıslaklık içinde ala bildiğine çözümler üretebileceğimize inanıyor olduğumdan, bu sohbetin oldukça değişik bir sohbet olacağı kanısındayım.

           İsterseniz bu söyleşide bahis edeceğim bazı konuları, bu yazımda değineyim.

          Çalışmak ve çalıştırmak, bir iş ve üretim meselesidir. Yani çalışmanın olabilmesi için, öncelikle bir üretimin olması ve işin olması gerekmektedir.

          Türkiye’nin en büyük sorunu, işin ve üretimin olmamasıdır.

          İşin olmaması, üretimin olmaması da işçi enflasyonu yaşatmaktadır.

          İşçi enflasyonu ne demek?

          İşçi enflasyonu, İşçilerin, fabrikaların ve iş kurumlarının önünde, işsizlerin, aylarca, yıllarca iş için, bir lokma ekmek için, kuyruklarda beklemesi demektir. Bu ülkenin en büyük sorunudur.

Bu suç oranlarının yükselmesi, hırsızlığın, gaspın, terörün artması demektir. Bu aile faciaları, yuvaların dağılması, çocukların sokaklarda kalması demektir. Bu güvensiz bir ülkeye doğru gitmek demektir.

Bu, iş gücünün beyin gücünün yabancı ülkelere göçü demektir. Çok zor şartlarda yetiştirdiğiniz, o genç beyinleri, insanların ülkemizden kaçması gitmesi demektir.

         Ülkemin asıl sorunu budur. İşçinin bol, iş alanlarının az olmasından kaynaklanmaktadır.

Diğer taraftan, işverenlerin, istedikleri iş gücünü bulamadıklarını da biliyoruz. Bu konu da çok acil konuşulması ve çözülmesi gereken konuların başındadır.

         Üniversitelerin bölümlerine bir bakalım isterseniz. Üretime dair hiçbir bölüm yok. Pazarlama, reklam, halkla ilişkiler, işletme ve hatta uluslar arası ilişkiler bölümleri, neredeyse her ilçede var, ama, iş verenlerin ve ülkemizin ihtiyacı olan üretime dair bölümler ve mesleki eğitimden geçmiş eleman yetiştiren bölümler yok.

         Ülkeyi yönetenler, acil olarak işsizliğimizi, inşaat sektörü ile aşmaya çalışmaktadırlar. Bu da kısır bir döngü yaratmaktadır.

       İnşaat sektörüne bir bakalım öncelikle. İnşaatı ihraç etme şansınız yoktur. Dışarıdan döviz akışını sağlamak için, inşaatlarınızı yabancılara satma halimiz doğru bir çözüm değildir. Bu toprak satışı demektir. Bir ülke toprağını değil, maden cevherlerini bile, dışarıya ham olarak satamaz. İşleyerek çok daha kıymetli bir halde satarsa işsizlik sorununu çözmüş olur.

         Ülkeyi bir aile olarak düşündüğünüzde, ülkenin dışarıya satacak ürünlerinin olması gerekir. Bu ne topraktır, ne binadır ne de işlenmemiş doğal kaynaklardır. Bu nedenle, ya tarım ürünlerinizi işleyerek, ya da sanayi ürünleri imal ederek ihraç etmemiz gerekmektedir.

         Bu ülkemizin kurtuluşu olacaktır. Ülkemiz sanayi devrimini yapamadığı için, tarımsal ürünlerimizi işleyerek satma mecburiyetimiz vardır.

          Devlet, bankalarda yatan 50 000 TL ye kadar paraya garantör oluyorsa, Köylümüzün ürettiği ürünleri işleyecek, fabrikaların kurulmasında, üretime akacak paralara da, garantör olmak zorundadır. Köylerimizde kurulacak halk ortaklığı, fabrikalara yatırım yapacak köylümüzün yatırdığı paralara da garantör olmak zorundadır.  

         Bu neyi getirecek. Köylünün ürettiği ham maddelerin işlenmesini sağlayacak. Köyde iş imkânı yaratacak. Köyden şehre göçü önleyecektir. Tarım ürünlerinin artı değer kazanmış mamul hale gelmişlerinin ihracını sağlayacaktır. Sonuç döviz girdisi ve ülkenin köklü kurtuluşudur.

          Türkiye’nin iş hayatının, işçi ve işveren sorunlarının kökten çözümü de, SGK primlerinin Devlet tarafından ödenmesi ile mümkündür.

          Daha geniş bilgiyi ve köklü çözümler 17 Kasım 2017 saat 13 TV DEN sohbetimizde izleyebilirsiniz.

         Saygılarımla.  Mehmet Kızılaslan  13/11/2017.

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.