Mehmet Kızılaslan
Köşe Yazarı
Mehmet Kızılaslan
 

DÜNYA SU SAVAŞLARI BAŞLADI

“Dünyanın ilk su savaşları, Türkiye, Suriye, İsrail, Lübnan, arasında olacak.” Diyorlardı, kâhinler ve bilim adamları. Başladı savaş ve ne gariptir ki oldukça geç başlamasını sağlamak zorundayken oltaya, sazanlar gibi takıldık. Erken başlamasına sebep olduk. Neyimize gerekti Suriye’nin iç işlerine karışmak? Neyimize yarardı ABD nin lafı ile, tatillere çıktığımız, Esat’ı devirmeye kalkmak? Yola çıktığımız ABD daha ilk dönemeçte sattı bizi. Biz, kahraman ve sözünde duran bir milletiz ya, direndik, direniyoruz. Esat’ı devireceğiz ha, ille de devireceğiz.  Bu burnumuzun dibinde müdahil olduğumuz ve topraklarımızda yaşadığımız savaş, aslında, Dünya Su Savaşlarının başladığının resmidir. Olaylara tekdüze bakmak, ve o baktığımız yerden kendimizi haklı çıkarmamız her zaman doğru olmaz. Her hata yapan ve suç işleyene sorunuz. Haklı bir sebebi ve yanı vardır muhakkak. Ama sonuç, onun çoğu zaman yararına olmayabiliyor ki, suçlu yada hatalı diyoruz. Kendi penceremizden baktığımızda; ABD nin Ortadoğu’daki sınırları değiştirme harekatı, Stratejik ortaklığımız ve Büyük Orta Doğu nun eş başkanı olmamız nedeni ile, ülkemizin oldukça çok zararına olmaya başladı. Farkında değiliz. Birçoklarımız, Savaşmamızın sebebinin vatanın bölünmez bütünlüğü için olduğunu, savuna duralım. Vatanın bölünmez bütünlüğü ancak, oyunlara gelmemek ve savaşa girmemekle mümkündür çoğu zaman. Gücünüz zayıflamaz. Zayıf yönlerinizi kimse görmez. İçerideki dostluk ve kardeşlik kuvvetlendirilir. Refah düzeyi ve hizmetlerin artırılması ile kaynaklarınız doğru yerlere harcanır.   Gelelim asıl meselemiz Dünya Su savaşlarına. Girdiğimiz kaos içinde, şöyle bir kayıplarımıza bakmadan evvel, bölgenin su kaynaklarına bir bakalım. Neredeyse hepsi bizim topraklarımızda. Diğer yandan Yok olan bütün medeniyetlere de bir bakalım. Büyüme dönemlerinde, işgal ettikleri ülkelerin kaynaklarına ve insan gücüne el koymalarındandır.     Büyüme sonsuz değildir. İşgal edilen ülkelerdeki kaynaklar yetersiz olmaya başladığında, adaletsiz paylaşımlara, en yakınlarınız da, yandaşlarınızda karşı çıkmaya başlar. Parçalanma başlar. O medeniyetlerin, Çöküş ve yok oluş sebeplerine baktığınızda, Genellikle susuzluğun verdiği üretimsizlikler olduğunu görürsünüz. Ortadoğu da ki savaşın içine bizi çekenlerin asıl amaçları; Esat’ı korumak ya da devirmek değildir. Ülkelerinde ki teknolojilere rağmen Su kaynaklarının halen temiz olduğu ülkemize çökmektir. Bizim ülke olarak, çevremizde bize hazırlanan tuzaklara düşmek yerine, Vatan topraklarına sahip çıkmamız olmalıdır. Su kaynaklarımızı hoyratça harcamamak olmalıdır. Bu toprakların İsrail’in eline geçmesi, İsrail’in kurucusu olan İngiltere’nin ve Babalığını yapan ABD’nin asıl hedefidir. Biz son dış siyasetimizle o sona yaklaşmayı kolaylaştırır durumdayız. Bu mantık ileri görüşlü devlet adamlığının mantığı değildir. Lütfen çöken medeniyetlere bir bakınız. Mesela maya medeniyetine bir bakınız. Son liderlerinin çok savaşçı bir lider olduğunu görürsünüz. Ormanları yok edişlerinin sebepleri taş yontulara, alçı kaplama gibi bir mantığın oluşu. Ormanları alçı elde etmek için kestiklerini görürsünüz. Ormanlar kesildiğinde su kaynaklarını kaybettiklerini görürsünüz. Diğer yanda her yok olan, ileri medeniyetin kalıntılarında korkunç obruklar (toprak çökmesi) ve çatlaklara rastlarsınız. Bu da onların yer altı sularını bile bitirdiklerini ve susuzluktan yok olduklarının delilleridir. Başarmanın ve uzun süre ayakta kalmanın tek sırrı ne teknolojidir. Nede savaş silahlarına sahip olmaktır. Su kaynaklarına sahip olmak ve onları korumaktır. Uzun ömürlü devlet ve medeniyet olmak istiyorsak, bence su kaynaklarımızı korumamız ve adaletli kullanmayı sağlamamız gerekir. Diğer yandan Sanayi kuruluşlarımızın atıklarının akarsularımıza bırakılması ise, içeride su savaşlarının kaybetmemiz demektir. Sonumuzu hızlandırmamız demektir. Öyle bir gün gelecek ki bütün devletler biriktirdikleri teknolojilerle ve altınlarla, bozdukları doğal dengeyi ve kirlettikleri su kaynaklarını temizleyemeyeceklerdir.                                  Mehmet Kızılaslan 2016-03-10  
Ekleme Tarihi: 10 Mart 2016 - Perşembe

DÜNYA SU SAVAŞLARI BAŞLADI

“Dünyanın ilk su savaşları, Türkiye, Suriye, İsrail, Lübnan, arasında olacak.” Diyorlardı, kâhinler ve bilim adamları. Başladı savaş ve ne gariptir ki oldukça geç başlamasını sağlamak zorundayken oltaya, sazanlar gibi takıldık. Erken başlamasına sebep olduk.

Neyimize gerekti Suriye’nin iç işlerine karışmak?

Neyimize yarardı ABD nin lafı ile, tatillere çıktığımız, Esat’ı devirmeye kalkmak?

Yola çıktığımız ABD daha ilk dönemeçte sattı bizi.

Biz, kahraman ve sözünde duran bir milletiz ya, direndik, direniyoruz.

Esat’ı devireceğiz ha, ille de devireceğiz. 

Bu burnumuzun dibinde müdahil olduğumuz ve topraklarımızda yaşadığımız savaş, aslında, Dünya Su Savaşlarının başladığının resmidir.

Olaylara tekdüze bakmak, ve o baktığımız yerden kendimizi haklı çıkarmamız her zaman doğru olmaz.

Her hata yapan ve suç işleyene sorunuz. Haklı bir sebebi ve yanı vardır muhakkak. Ama sonuç, onun çoğu zaman yararına olmayabiliyor ki, suçlu yada hatalı diyoruz.

Kendi penceremizden baktığımızda; ABD nin Ortadoğu’daki sınırları değiştirme harekatı, Stratejik ortaklığımız ve Büyük Orta Doğu nun eş başkanı olmamız nedeni ile, ülkemizin oldukça çok zararına olmaya başladı. Farkında değiliz.

Birçoklarımız, Savaşmamızın sebebinin vatanın bölünmez bütünlüğü için olduğunu, savuna duralım. Vatanın bölünmez bütünlüğü ancak, oyunlara gelmemek ve savaşa girmemekle mümkündür çoğu zaman.

Gücünüz zayıflamaz.

Zayıf yönlerinizi kimse görmez.

İçerideki dostluk ve kardeşlik kuvvetlendirilir.

Refah düzeyi ve hizmetlerin artırılması ile kaynaklarınız doğru yerlere harcanır.

 

Gelelim asıl meselemiz Dünya Su savaşlarına.

Girdiğimiz kaos içinde, şöyle bir kayıplarımıza bakmadan evvel, bölgenin su kaynaklarına bir bakalım. Neredeyse hepsi bizim topraklarımızda.

Diğer yandan Yok olan bütün medeniyetlere de bir bakalım. Büyüme dönemlerinde, işgal ettikleri ülkelerin kaynaklarına ve insan gücüne el koymalarındandır.   

 Büyüme sonsuz değildir.

İşgal edilen ülkelerdeki kaynaklar yetersiz olmaya başladığında, adaletsiz paylaşımlara, en yakınlarınız da, yandaşlarınızda karşı çıkmaya başlar.

Parçalanma başlar.

O medeniyetlerin, Çöküş ve yok oluş sebeplerine baktığınızda, Genellikle susuzluğun verdiği üretimsizlikler olduğunu görürsünüz.

Ortadoğu da ki savaşın içine bizi çekenlerin asıl amaçları; Esat’ı korumak ya da devirmek değildir. Ülkelerinde ki teknolojilere rağmen Su kaynaklarının halen temiz olduğu ülkemize çökmektir.

Bizim ülke olarak, çevremizde bize hazırlanan tuzaklara düşmek yerine, Vatan topraklarına sahip çıkmamız olmalıdır. Su kaynaklarımızı hoyratça harcamamak olmalıdır.

Bu toprakların İsrail’in eline geçmesi, İsrail’in kurucusu olan İngiltere’nin ve Babalığını yapan ABD’nin asıl hedefidir.

Biz son dış siyasetimizle o sona yaklaşmayı kolaylaştırır durumdayız.

Bu mantık ileri görüşlü devlet adamlığının mantığı değildir.

Lütfen çöken medeniyetlere bir bakınız. Mesela maya medeniyetine bir bakınız. Son liderlerinin çok savaşçı bir lider olduğunu görürsünüz. Ormanları yok edişlerinin sebepleri taş yontulara, alçı kaplama gibi bir mantığın oluşu. Ormanları alçı elde etmek için kestiklerini görürsünüz. Ormanlar kesildiğinde su kaynaklarını kaybettiklerini görürsünüz.

Diğer yanda her yok olan, ileri medeniyetin kalıntılarında korkunç obruklar (toprak çökmesi) ve çatlaklara rastlarsınız. Bu da onların yer altı sularını bile bitirdiklerini ve susuzluktan yok olduklarının delilleridir.

Başarmanın ve uzun süre ayakta kalmanın tek sırrı ne teknolojidir. Nede savaş silahlarına sahip olmaktır. Su kaynaklarına sahip olmak ve onları korumaktır.

Uzun ömürlü devlet ve medeniyet olmak istiyorsak, bence su kaynaklarımızı korumamız ve adaletli kullanmayı sağlamamız gerekir.

Diğer yandan Sanayi kuruluşlarımızın atıklarının akarsularımıza bırakılması ise, içeride su savaşlarının kaybetmemiz demektir.

Sonumuzu hızlandırmamız demektir.

Öyle bir gün gelecek ki bütün devletler biriktirdikleri teknolojilerle ve altınlarla, bozdukları doğal dengeyi ve kirlettikleri su kaynaklarını temizleyemeyeceklerdir.                                  Mehmet Kızılaslan 2016-03-10

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.