Mehmet Kızılaslan
Köşe Yazarı
Mehmet Kızılaslan
 

GİDİŞAT İYİ DEĞİL

GİDİŞAT İYİ DEĞİL Yurtta Barış Dünyada barış istiyorum. Yıllar öncesinden, yıllar öncesinden, bahsediyorum. Hepimiz gidebildiğimiz kadar öncesine gidiniz, hafızanızı zorlayınız.   İnsanlar ne kadar misafirperver, ne kadar sıcaktılar. Batıdan ne kadar doğuya giderseniz, iklim soğur ama, bir o kadar sıcak insanlar bulurdunuz. Candılar, dosttular, karlar altında aylarca kalsalar da, o kıt imkânlarla sizleri ağırlarlar. Doyururlar en iyi şekilde hediyelerle uğurlarlardı o insanlar. Bu güzel insanların nasıl bu hale geldiklerini, gençlerin neden isyan ettiklerini birazda kendi beyinlerimizde cevap aramalı değil miyiz? Bizim hiç mi suçumuz yoktu? Seneler öncesine üniversitedeki ilk yıllarıma döndüğümde ben, Milli istihbaratımızın üst kadrolarında görevli Ali Yıldırımın, kızı Kesire ile, Abdullah Öcalan’ın evli olduğunu ve Apocular derneğinin nasıl kurulduğunu çok iyi biliyorum. Ve soruyorum Ey MİT sen o zaman bu derneği ne amaçla kurdurmuştun? Örgüte dönüşmesinde cinayet makinesi haline gelmesinde hiç mi suçunuz yoktu? Ben mi suçluydum? Çözüm sürecinin hep yanında oldum. Yeni çözüm süreçlerinin de hep yanında olacağım ve destekleyeceğim, köşemden. 12 yıldır görevdesiniz ey hükümet yetkilileri. Bu konudaki samimiyetinize inanıyorum. Bürokratlarınız MİT iniz, sizi kandırdı mı çözüm sürecinde. O, bugün savaş alanına çevirdiğimiz; ileride yeni soy kırımlarına resim olacak, kanıt olacak manzaraların yaşandığı şehirlerde, yığınaklara nasıl izin verdiniz? Dağların yamaçlarına yıllarca bomba yağdırdınız. Terör örgütünü etkisiz hale getiremediniz. Şehirlere yerleşmesine kim izin verdi? Bu göz yummaların arkasında yatan amaç neydi? Bunda kim suçlu? Karda ayakkabıları yırtık bölge köylüsü, şehirlisi mi suçlu? Yoksa yine ben ve benim gibiler mi suçlu? Tarihi yaşandığı şartlar altında değerlendirmek gerekir çok iyi biliyorum. Şimdi içinde yaşadığımız zaman dilimi de tarihe kayıt düşüyoruz. Biliyorum ki doğuda yaşananlara kayıtsız kalan herkes de suç var. Herkes oturduğu yerden Milliyetçilik naraları atadursun. Herkes Allah katında suçludur. Çünkü Allah katında “bir inanan Millet, Birde inanmayan Millet, vardır.” Der kuranı kerim. Yüreği insan sevgisi olan ve öbür tarafa inanan herkes, bu savaşa dur demek zorundadır. Savaş naraları atanların sadece fakirlerinin, çocukları savaşa giderler. Zenginlerinin çocukları bu savaştan muaf tutulmuşlardır. O hani “gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdü.” O köyler, yanıyor, yıkılıyor, harabeye dönüyor. O köylülerden, birer kardeş aile edinseydik, bunlar başımıza gelir miydi? İç huzurun ve barışın yaşanmadığı ülkeler, dışarıya karşı dik duramazlar. Biliniz ki döverek, söverek, öldürerek, susturduğunuz insanların, Allah katında hesabını verirsiniz. Bir gün, gerçek adaletin, hakkın, hukukun uygulandığı sistem kurulacak olursa; bu dünyada da hesabını ödersiniz. Ne yapalım, Mehmet Kızılaslan? Diyorsunuz. Hemen bu iç savaşa dur demek zorundayız. Nasıl diyeceğiz? Savaş alanı haline getirdiğimiz şehirlerde köylerde, küfürler için kullandığımız anons sistemini, barış için kardeşlik için kullanalım. Duvarlara hakaret içeren yazılar yerine kardeşlik içeren yazılar yazalım. Gelin kardeş olalım, bu şehri birlikte kardeş şehir haline getirelim. Her silah teslim edene, iş vereceğiz, aş vereceğiz, diyelim. Geçmişlerinden hesap sormayacağız diyelim. Bu ülkeyi bu hale biz getirmedik. Sizlerin dağlara çıkışınıza biz zemin hazırlamadık. Bizden öncekilerin hatalarını, biz düzelteceğiz. Beraber düzelteceğiz diyelim. Söylemlerimizde samimi olalım. İnandıralım. Bu iç savaş bitmezse, Suriye de gelişecek olaylarda hep bir yanımız eksik olacak. Bizim yumuşak karnımız, hem ulusal hem de uluslar arası platformlarda, son olayların yaşandığı bölgemiz olacaktır. Tek taraftan baktığımı zannetmeyiniz. Barışı sağlayacak taraf güçlü taraftır. Güçsüz tarafın barış isteklerini de kasıtlı zannetmeyiniz. Bu ülke hepimizin ve barışı sağlamak, savaş çığırtkanlığını bırakmakla başlar. Ülkem, stratejik dostlarımız tarafından, orta doğu ülkesi durumuna getirilmek isteniyor ve yalnızlaştırılıyor. Korkarım ekonomik boyutlarını çok kısa zamanda göreceğiz. Saygılarım barıştan yana olanlaradır. Mehmet Kızılaslan 2015-12-21
Ekleme Tarihi: 29 Aralık 2015 - Salı

GİDİŞAT İYİ DEĞİL

GİDİŞAT İYİ DEĞİL Yurtta Barış Dünyada barış istiyorum.

Yıllar öncesinden, yıllar öncesinden, bahsediyorum. Hepimiz gidebildiğimiz kadar öncesine gidiniz, hafızanızı zorlayınız.

 

İnsanlar ne kadar misafirperver, ne kadar sıcaktılar. Batıdan ne kadar doğuya giderseniz, iklim soğur ama, bir o kadar sıcak insanlar bulurdunuz. Candılar, dosttular, karlar altında aylarca kalsalar da, o kıt imkânlarla sizleri ağırlarlar. Doyururlar en iyi şekilde hediyelerle uğurlarlardı o insanlar. Bu güzel insanların nasıl bu hale geldiklerini, gençlerin neden isyan ettiklerini birazda kendi beyinlerimizde cevap aramalı değil miyiz? Bizim hiç mi suçumuz yoktu? Seneler öncesine üniversitedeki ilk yıllarıma döndüğümde ben, Milli istihbaratımızın üst kadrolarında görevli Ali Yıldırımın, kızı Kesire ile, Abdullah Öcalan’ın evli olduğunu ve Apocular derneğinin nasıl kurulduğunu çok iyi biliyorum. Ve soruyorum Ey MİT sen o zaman bu derneği ne amaçla kurdurmuştun? Örgüte dönüşmesinde cinayet makinesi haline gelmesinde hiç mi suçunuz yoktu? Ben mi suçluydum? Çözüm sürecinin hep yanında oldum. Yeni çözüm süreçlerinin de hep yanında olacağım ve destekleyeceğim, köşemden. 12 yıldır görevdesiniz ey hükümet yetkilileri. Bu konudaki samimiyetinize inanıyorum. Bürokratlarınız MİT iniz, sizi kandırdı mı çözüm sürecinde. O, bugün savaş alanına çevirdiğimiz; ileride yeni soy kırımlarına resim olacak, kanıt olacak manzaraların yaşandığı şehirlerde, yığınaklara nasıl izin verdiniz? Dağların yamaçlarına yıllarca bomba yağdırdınız. Terör örgütünü etkisiz hale getiremediniz. Şehirlere yerleşmesine kim izin verdi? Bu göz yummaların arkasında yatan amaç neydi? Bunda kim suçlu? Karda ayakkabıları yırtık bölge köylüsü, şehirlisi mi suçlu? Yoksa yine ben ve benim gibiler mi suçlu? Tarihi yaşandığı şartlar altında değerlendirmek gerekir çok iyi biliyorum. Şimdi içinde yaşadığımız zaman dilimi de tarihe kayıt düşüyoruz. Biliyorum ki doğuda yaşananlara kayıtsız kalan herkes de suç var. Herkes oturduğu yerden Milliyetçilik naraları atadursun. Herkes Allah katında suçludur. Çünkü Allah katında “bir inanan Millet, Birde inanmayan Millet, vardır.” Der kuranı kerim. Yüreği insan sevgisi olan ve öbür tarafa inanan herkes, bu savaşa dur demek zorundadır. Savaş naraları atanların sadece fakirlerinin, çocukları savaşa giderler. Zenginlerinin çocukları bu savaştan muaf tutulmuşlardır. O hani “gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdü.” O köyler, yanıyor, yıkılıyor, harabeye dönüyor. O köylülerden, birer kardeş aile edinseydik, bunlar başımıza gelir miydi? İç huzurun ve barışın yaşanmadığı ülkeler, dışarıya karşı dik duramazlar. Biliniz ki döverek, söverek, öldürerek, susturduğunuz insanların, Allah katında hesabını verirsiniz. Bir gün, gerçek adaletin, hakkın, hukukun uygulandığı sistem kurulacak olursa; bu dünyada da hesabını ödersiniz. Ne yapalım, Mehmet Kızılaslan? Diyorsunuz. Hemen bu iç savaşa dur demek zorundayız. Nasıl diyeceğiz? Savaş alanı haline getirdiğimiz şehirlerde köylerde, küfürler için kullandığımız anons sistemini, barış için kardeşlik için kullanalım. Duvarlara hakaret içeren yazılar yerine kardeşlik içeren yazılar yazalım. Gelin kardeş olalım, bu şehri birlikte kardeş şehir haline getirelim. Her silah teslim edene, iş vereceğiz, aş vereceğiz, diyelim. Geçmişlerinden hesap sormayacağız diyelim. Bu ülkeyi bu hale biz getirmedik. Sizlerin dağlara çıkışınıza biz zemin hazırlamadık. Bizden öncekilerin hatalarını, biz düzelteceğiz. Beraber düzelteceğiz diyelim. Söylemlerimizde samimi olalım. İnandıralım. Bu iç savaş bitmezse, Suriye de gelişecek olaylarda hep bir yanımız eksik olacak. Bizim yumuşak karnımız, hem ulusal hem de uluslar arası platformlarda, son olayların yaşandığı bölgemiz olacaktır. Tek taraftan baktığımı zannetmeyiniz. Barışı sağlayacak taraf güçlü taraftır. Güçsüz tarafın barış isteklerini de kasıtlı zannetmeyiniz. Bu ülke hepimizin ve barışı sağlamak, savaş çığırtkanlığını bırakmakla başlar. Ülkem, stratejik dostlarımız tarafından, orta doğu ülkesi durumuna getirilmek isteniyor ve yalnızlaştırılıyor. Korkarım ekonomik boyutlarını çok kısa zamanda göreceğiz. Saygılarım barıştan yana olanlaradır. Mehmet Kızılaslan 2015-12-21

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.