Mehmet Kızılaslan
Köşe Yazarı
Mehmet Kızılaslan
 

ÖĞRETMEN, ÖĞRETMENLERİMİZ

Hayatımızda, idol olan öğretmenlerimiz de vardır. Hayatımızdan bezdiren öğretmenlerimiz de. Herkes, bu günün anısına iyi öğretmenleri ve onların anısına yazılar yazacaklar. Ben yine aykırı ve yaşadığım anılarımdan, bir öğretmenimden bahsedeceğim. Anlayışsız, duygusuz ve tabirlerin bazılarını size bıraktığım öğretmenimden, ilkokul öğretmenimden bahsedeceğim. Bilenleriniz vardır, ABD yapısı süt tozundan yapılmış süt ve yoğurtların beslenmemizde kullanıldığı günlerdi, bizim ilkokul günlerimiz. Sevmediğim, sevemediğim ve her gün beslenme saatlerinde bizlere zorla içirilmek istenen sütlerden, bir yudum içmedim. O bizim alışkanlıklarımıza uymayan yoğurtlardan ise bir kaşık yemedim. Yemediğim için de her gün öğretmen görünümlü canavardan, dayak yedim. Yazılarımı takip edenleriniz bilirler, aklımın ermediğini yapmadığım gibi, damak zevkimize uymayan besinlerde tüketmedim ben. Sorgulamadan hiçbir şeye evet demedim. O, ABD malı sütleri ve yoğurtları tüketmediğimdendir belki de, sorgulama alışkanlığım ve dik kafalılığım.   Bu öğretmenimizle geçen bir anımı anlatacağım demiştim. Defterlerimize yaptığımız ödevleri kontrol ediyordu, Canbağ soy isimli öğretmenimiz. Ben ona hep, Canavar öğretmen derdim. Yanımda oturan kız arkadaşımızın defterini aldı. Sınıfa gösterdi,  en güzel ödev diye. Kızın üç dört renk kalemi vardı başlığı ayrı renkle, ara başlıkları farklı renklerle yazmıştı. Yazısı benim kadar kötü olmasına rağmen defteri temizdi. Ödev güzel görünüyordu. Sınıfın en kötü ödevi diye de, benim defterimi aldı gösterdi. Oysa ki, ödevi kız arkadaşımla birlikte hazırlamıştık. Defterimin siyahımsı hali gerçekten çok kötüydü. Ama ödevin içeriği doğruydu. Beni defterimin kirli oluşundan dolayı dövdü. Dayak atarken de elindeki sopanın dalı, benim kafamı deldi. Kanamaya başlayınca sınıftaki Kızılay dolabındaki pamuk yetmedi. Sınıfın dışından da pamuk ve benzeri şeyler almak zorunda olunca, benim başımın delinmesi okul idaresince görüldü. Sınıfa döndüğümde, Öğretmenime -          Ödevimin doğru olduğuna bakmadan beni neden dövdüğünü sordum. -          Defterimin silinmiş olduğunu ve kirli olduğundan dövdüğünü söyledi. -           Yaptığının doğru olmadığını, nedenini bile sormadığını, ağlayarak anlatmaya çalıştım. Dinlemedi ve bana bağırmaya devam etti.              Bu arada ödevi beraber yaptığımız kız arkadaşım, dayanamadı, devreye girdi. Ödevi beraber yaptığımızı ve kendi ödevinin bile, birçok kısmında benden yararlandığını anlattı.              Ama canavar öğretmen kuyruğu dik tutuyordu.              Bu arada okuldan çıktığımda, babamın berber dükkanına giderdim. Ve dükkana alınan, Cumhuriyet, Milliyet, Demokrat İzmir ve Ulus gazetelerinin köşe yazılarının tamamını babam çalışırken ona okurdum.              Tabii ki gittiğimde, başımdaki tentürdiyotlu pamuğu gördü. Neden olduğunu sordu, anlattım. -Defterini  baştan sona, neden sildin oğlum? - Siz iki gün önceki gece eve geldiğinizde, Annemle yemekte konuşurken, borcumuz olduğunu, annemin dokuma tezgahında dokuduğu çarşafların paraları ile, senin kazandıklarının yetmediğini konuşmuştunuz. Bende defterim bitti diyemedim. -A benim güzel oğlum, bizim her zaman defter alacak paramız olur ki. -Olsun, ben size söyleyemedim, defterimin bittiğini. Dedim, çok güzel bir okşama şekli vardı babamın, iki yanaklarımdan makas alır, anlımdan öperdi, yine öyle yaptı. Bu kez ikimizin de gözlerinden yaş geliyordu. Sildi gözyaşlarımı. Ağlama dedi. Kimse senin gibi bir çocuğu ağlatamaz, ağlatmamalı. Daha sonraki günlerde okula geldi. Süt tozundan yapılan süt ve yoğurtları da yemediğim içinde, her gün dayak yediğimi, arkadaşlarımdan öğrenmiş olan babam. Müdür ve baş öğretmen arkadaşı olduğu için olsa gerek, Canavar öğretmenimle konuşmuş. -Benim oğlum okula gelmek istemiyor. Okumak istemiyor. Nedenini merak ediyor musunuz acaba öğretmen hanım?  Öğretmenim aksi bir cevap vermiş olacak ki; -Dua ediniz ki, bu çocuk, benim çocuğum. Eğer benim değil de, bir başkasının çocuğu olsaydı, haritadan yer beğendirirdim size. Dediğini öğrendim. Bu sözü ben seneler sonra kızıma yanlış yapan bir öğretmen hanıma söyledim. Tüm idol olan öğretmenlerin, öğretmenler günü kutlu olsun. Diğerleri öğrencilerden uzak dursun. Saygılarım elleri öpülesi öğretmenlere.                                       Mehmet Kızılaslan. 2016-11-23  
Ekleme Tarihi: 23 Kasım 2016 - Çarşamba

ÖĞRETMEN, ÖĞRETMENLERİMİZ

Hayatımızda, idol olan öğretmenlerimiz de vardır. Hayatımızdan bezdiren öğretmenlerimiz de.

Herkes, bu günün anısına iyi öğretmenleri ve onların anısına yazılar yazacaklar.

Ben yine aykırı ve yaşadığım anılarımdan, bir öğretmenimden bahsedeceğim.

Anlayışsız, duygusuz ve tabirlerin bazılarını size bıraktığım öğretmenimden, ilkokul öğretmenimden bahsedeceğim.

Bilenleriniz vardır, ABD yapısı süt tozundan yapılmış süt ve yoğurtların beslenmemizde kullanıldığı günlerdi, bizim ilkokul günlerimiz.

Sevmediğim, sevemediğim ve her gün beslenme saatlerinde bizlere zorla içirilmek istenen sütlerden, bir yudum içmedim. O bizim alışkanlıklarımıza uymayan yoğurtlardan ise bir kaşık yemedim. Yemediğim için de her gün öğretmen görünümlü canavardan, dayak yedim.

Yazılarımı takip edenleriniz bilirler, aklımın ermediğini yapmadığım gibi, damak zevkimize uymayan besinlerde tüketmedim ben. Sorgulamadan hiçbir şeye evet demedim.

O, ABD malı sütleri ve yoğurtları tüketmediğimdendir belki de, sorgulama alışkanlığım ve dik kafalılığım.

 

Bu öğretmenimizle geçen bir anımı anlatacağım demiştim.

Defterlerimize yaptığımız ödevleri kontrol ediyordu, Canbağ soy isimli öğretmenimiz. Ben ona hep, Canavar öğretmen derdim.

Yanımda oturan kız arkadaşımızın defterini aldı. Sınıfa gösterdi,

 en güzel ödev diye. Kızın üç dört renk kalemi vardı başlığı ayrı renkle, ara başlıkları farklı renklerle yazmıştı. Yazısı benim kadar kötü olmasına rağmen defteri temizdi. Ödev güzel görünüyordu.

Sınıfın en kötü ödevi diye de, benim defterimi aldı gösterdi.

Oysa ki, ödevi kız arkadaşımla birlikte hazırlamıştık. Defterimin siyahımsı hali gerçekten çok kötüydü. Ama ödevin içeriği doğruydu.

Beni defterimin kirli oluşundan dolayı dövdü.

Dayak atarken de elindeki sopanın dalı, benim kafamı deldi. Kanamaya başlayınca sınıftaki Kızılay dolabındaki pamuk yetmedi. Sınıfın dışından da pamuk ve benzeri şeyler almak zorunda olunca, benim başımın delinmesi okul idaresince görüldü.

Sınıfa döndüğümde, Öğretmenime

-          Ödevimin doğru olduğuna bakmadan beni neden dövdüğünü sordum.

-          Defterimin silinmiş olduğunu ve kirli olduğundan dövdüğünü söyledi.

-           Yaptığının doğru olmadığını, nedenini bile sormadığını, ağlayarak anlatmaya

çalıştım. Dinlemedi ve bana bağırmaya devam etti.

             Bu arada ödevi beraber yaptığımız kız arkadaşım, dayanamadı, devreye girdi. Ödevi beraber yaptığımızı ve kendi ödevinin bile, birçok kısmında benden yararlandığını anlattı.

             Ama canavar öğretmen kuyruğu dik tutuyordu.

             Bu arada okuldan çıktığımda, babamın berber dükkanına giderdim. Ve dükkana alınan, Cumhuriyet, Milliyet, Demokrat İzmir ve Ulus gazetelerinin köşe yazılarının tamamını babam çalışırken ona okurdum.

             Tabii ki gittiğimde, başımdaki tentürdiyotlu pamuğu gördü. Neden olduğunu sordu, anlattım.

-Defterini  baştan sona, neden sildin oğlum?

- Siz iki gün önceki gece eve geldiğinizde, Annemle yemekte konuşurken, borcumuz olduğunu, annemin dokuma tezgahında dokuduğu çarşafların paraları ile, senin kazandıklarının yetmediğini konuşmuştunuz. Bende defterim bitti diyemedim.

-A benim güzel oğlum, bizim her zaman defter alacak paramız olur ki.

-Olsun, ben size söyleyemedim, defterimin bittiğini. Dedim, çok güzel bir okşama şekli vardı babamın, iki yanaklarımdan makas alır, anlımdan öperdi, yine öyle yaptı.

Bu kez ikimizin de gözlerinden yaş geliyordu.

Sildi gözyaşlarımı. Ağlama dedi. Kimse senin gibi bir çocuğu ağlatamaz, ağlatmamalı.

Daha sonraki günlerde okula geldi. Süt tozundan yapılan süt ve yoğurtları da yemediğim içinde, her gün dayak yediğimi, arkadaşlarımdan öğrenmiş olan babam. Müdür ve baş öğretmen arkadaşı olduğu için olsa gerek, Canavar öğretmenimle konuşmuş.

-Benim oğlum okula gelmek istemiyor. Okumak istemiyor. Nedenini merak ediyor musunuz acaba öğretmen hanım?

 Öğretmenim aksi bir cevap vermiş olacak ki;

-Dua ediniz ki, bu çocuk, benim çocuğum. Eğer benim değil de, bir başkasının çocuğu olsaydı, haritadan yer beğendirirdim size. Dediğini öğrendim.

Bu sözü ben seneler sonra kızıma yanlış yapan bir öğretmen hanıma söyledim.

Tüm idol olan öğretmenlerin, öğretmenler günü kutlu olsun.

Diğerleri öğrencilerden uzak dursun. Saygılarım elleri öpülesi öğretmenlere.

                                      Mehmet Kızılaslan. 2016-11-23

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.