Mehmet Kızılaslan
Köşe Yazarı
Mehmet Kızılaslan
 

UMUTTUR İNSANI AYAKTA TUTAN

       Umuttur insanı ayakta tutan, onu yitirdiğinizde her şeyiniz biter.         Paranızı kaybedersiniz, bir bakmışsınız belli bir süre sonra kaybettiğiniz paradan daha çok paranız olmuş.         Malınızı mülkünüzü kaybedersiniz, çalışır çabalar yeniden o mallardan daha değerli mallarınız olur.         Eşinizi kaybedersiniz, zaman ilaç olur, daha güzel ve daha anlayışlısı ile tekrar beraber olursunuz.         Bu kaybettiklerinizin hepsini yeniden kazanmak için, içinizde bir heyecan, bir çalışma hırsı ve geçmişte yaptığınız hataları yapmama becerisi ve ümit vardır.         Yeniden başarır, yeniden kazanır, yeniden hayata tutunursunuz.          Eğer bütün kaybettiklerinizin üstüne bir de, umudunuzu kaybederseniz, tekrar başarma, hayata tutunma ve yeniden ayağa kalkma mecaliniz olmaz. Yıkılırsınız, eksilirsiniz, yok olursunuz.         İnsanlarımızın son hali bu.         Yetkililerin, uluslararası başarılarımızı, Silah sanayisinde kat ettiğimiz yolu ve gayri safi Milli hasıladaki fertler üzerine pay edilen ama hiçbir vatandaşımızın cebine o bahsedilen paranın onda birinin dahi girmediğinden habersizmiş gibi; ülke içi ekonomik durumu bayram yeri gibi göstermelerinden dolayı, İnsanımız kendisini başarısız ve çökmüş hissediyor.         Bu durum, umutsuzluğa ve sadece kendisinin başarısız olduğu duygusu, bitmişlik sendromuna  kapılmalarına sebep oluyor.         Her şeyini kaybeden, bu arada itibarını arkadaş çevresinde ve ailesi içinde kaybeden bir kişi, korkarım kaybedeceği hiçbir şey kalmadığı için en tehlikeli duruma da düşer.          Bu insandan korkunuz, artık bu insan canavar olmaya adaydır. Kim dokunursa bu saatten sonra onun bam teline, hak etmediği bir ceza ile karşılaşa bilir. Bu insan eğer sebep sonuç ilişkilerini de bilemeyecek kadar yorgun ve bitkin ise, işte o zaman nerede ne zaman patlayacağını bilemezsiniz.          Son cinnet geçirmelere bir bakınız. İnsanlar en sevdiklerini canlarını ciğerlerini öldürüyorlar. Oysa ki onlar bu sıkıntıların sebebi değillerdir. Neden sonucun vahim cezasına onlar çarpılıyorlar zannediyorsunuz ki? O cinnet geçiren insanlar içine düştükleri vahim durumun sebebinin, o yakınları olmadığını bilmiyor mu zannediyorsunuz. Biliyorlar ama o yenilmişlik sendromu içinde gücü geçene patlıyorlar.          İşte bu noktada yetkililere sesleniyorum, Erki elinde bulunduranların en büyüğünden en küçüğüne sesleniyorum. Bu vahim durumu görün çarelerini bulun.          Aksi halde önümüzdeki günler pandeminin getirdiği ekonomik sıkıntılar nedeni ile, cinnetler, cinayetler,  patlamalarla ve kabus dolu günlerler olacaktır.                    Çözüm.     Çözüm öncelikle yetkililerin söylemlerini değiştirmekle başlamalıdır.       Ülkem bayram yeri değil, bayram yeri gibi göstermekten vazgeçiniz.        Bütün dünya, ekonomik sıkıntı içinde ise eğer. O nedenlerden dolayı küçülme kararı alan ülkeler ve bunu resmi devlet politikası haline getirdikleri açıklamaları yapıyor.         Siz de yapın, Bütün dünya sıkıntıda, bizimde sıkıntımız var, küçüleceğiz deyin.  Her vatandaş da, sıkıntı sadece bende değilmiş, Devletler bile küçülme kararı aldıysa, bende küçüleyim desin.         Kendisini beceriksiz hissetmesin, yıkılmasın, umutsuzluğa kapılmasın. Bunu açıkladığınızda küçülmezsiniz, aksine büyürsünüz insanımızın gözünde.          Diğer yandan tüm lüks harcamalarınızdan vaz geçin. Vatandaş ekmek bulamaz duruma düşerken siz har vurup harman savurmayın.         İş yerlerini kapatma kararı aldığınız iş yeri sahiplerini ve çalışanlarını pandemi süresi boyunca, karşılıksız yardım edin.       Sıkıntıya düşmüş ailelerin onurlarını şereflerini ve umutlarını kaybetmelerini beklemeden onları koruma altına alınız.        Üretime daha kalıcı yöntemler bulun, Faiz üretimin düşmanıdır, günahtır haramdır.         Bu tedbirler ve benzeri tedbirleri almadığınız zaman, ileride göreceksiniz ki koca bir ülke rehabilite edilmek zorunda kalmış olacak. İşte o zaman, üretimden kopmuş ülkede, buna hiç gücümüz yetmeyecek.         Umudunu yitirmiş insanların açacağı yaraları tamir edemeyeceğiz.          Korkarım sadece kendisini kurtarmaya çalışan bir avuç varlıklı insanımızda, sırça köşklerinde rahat uyuyamayacaklar.          Bu durum çok vahim, lütfen bunu görünüz.  
Ekleme Tarihi: 23 Kasım 2020 - Pazartesi

UMUTTUR İNSANI AYAKTA TUTAN

       Umuttur insanı ayakta tutan, onu yitirdiğinizde her şeyiniz biter. 

       Paranızı kaybedersiniz, bir bakmışsınız belli bir süre sonra kaybettiğiniz paradan daha çok paranız olmuş. 

       Malınızı mülkünüzü kaybedersiniz, çalışır çabalar yeniden o mallardan daha değerli mallarınız olur. 

       Eşinizi kaybedersiniz, zaman ilaç olur, daha güzel ve daha anlayışlısı ile tekrar beraber olursunuz. 

       Bu kaybettiklerinizin hepsini yeniden kazanmak için, içinizde bir heyecan, bir çalışma hırsı ve geçmişte yaptığınız hataları yapmama becerisi ve ümit vardır. 

       Yeniden başarır, yeniden kazanır, yeniden hayata tutunursunuz. 

        Eğer bütün kaybettiklerinizin üstüne bir de, umudunuzu kaybederseniz, tekrar başarma, hayata tutunma ve yeniden ayağa kalkma mecaliniz olmaz. Yıkılırsınız, eksilirsiniz, yok olursunuz. 

       İnsanlarımızın son hali bu. 

       Yetkililerin, uluslararası başarılarımızı, Silah sanayisinde kat ettiğimiz yolu ve gayri safi Milli hasıladaki fertler üzerine pay edilen ama hiçbir vatandaşımızın cebine o bahsedilen paranın onda birinin dahi girmediğinden habersizmiş gibi; ülke içi ekonomik durumu bayram yeri gibi göstermelerinden dolayı, İnsanımız kendisini başarısız ve çökmüş hissediyor. 

       Bu durum, umutsuzluğa ve sadece kendisinin başarısız olduğu duygusu, bitmişlik sendromuna  kapılmalarına sebep oluyor.  

      Her şeyini kaybeden, bu arada itibarını arkadaş çevresinde ve ailesi içinde kaybeden bir kişi, korkarım kaybedeceği hiçbir şey kalmadığı için en tehlikeli duruma da düşer.   

      Bu insandan korkunuz, artık bu insan canavar olmaya adaydır. Kim dokunursa bu saatten sonra onun bam teline, hak etmediği bir ceza ile karşılaşa bilir. Bu insan eğer sebep sonuç ilişkilerini de bilemeyecek kadar yorgun ve bitkin ise, işte o zaman nerede ne zaman patlayacağını bilemezsiniz. 

        Son cinnet geçirmelere bir bakınız. İnsanlar en sevdiklerini canlarını ciğerlerini öldürüyorlar. Oysa ki onlar bu sıkıntıların sebebi değillerdir. Neden sonucun vahim cezasına onlar çarpılıyorlar zannediyorsunuz ki? O cinnet geçiren insanlar içine düştükleri vahim durumun sebebinin, o yakınları olmadığını bilmiyor mu zannediyorsunuz. Biliyorlar ama o yenilmişlik sendromu içinde gücü geçene patlıyorlar. 

        İşte bu noktada yetkililere sesleniyorum, Erki elinde bulunduranların en büyüğünden en küçüğüne sesleniyorum. Bu vahim durumu görün çarelerini bulun. 

        Aksi halde önümüzdeki günler pandeminin getirdiği ekonomik sıkıntılar nedeni ile, cinnetler, cinayetler,  patlamalarla ve kabus dolu günlerler olacaktır.   

         

      Çözüm. 

   Çözüm öncelikle yetkililerin söylemlerini değiştirmekle başlamalıdır. 

     Ülkem bayram yeri değil, bayram yeri gibi göstermekten vazgeçiniz.  

     Bütün dünya, ekonomik sıkıntı içinde ise eğer. O nedenlerden dolayı küçülme kararı alan ülkeler ve bunu resmi devlet politikası haline getirdikleri açıklamaları yapıyor.  

      Siz de yapın, Bütün dünya sıkıntıda, bizimde sıkıntımız var, küçüleceğiz deyin.  Her vatandaş da, sıkıntı sadece bende değilmiş, Devletler bile küçülme kararı aldıysa, bende küçüleyim desin. 

       Kendisini beceriksiz hissetmesin, yıkılmasın, umutsuzluğa kapılmasın. Bunu açıkladığınızda küçülmezsiniz, aksine büyürsünüz insanımızın gözünde. 

        Diğer yandan tüm lüks harcamalarınızdan vaz geçin. Vatandaş ekmek bulamaz duruma düşerken siz har vurup harman savurmayın.   

     İş yerlerini kapatma kararı aldığınız iş yeri sahiplerini ve çalışanlarını pandemi süresi boyunca, karşılıksız yardım edin. 

     Sıkıntıya düşmüş ailelerin onurlarını şereflerini ve umutlarını kaybetmelerini beklemeden onları koruma altına alınız. 

      Üretime daha kalıcı yöntemler bulun, Faiz üretimin düşmanıdır, günahtır haramdır.  

      Bu tedbirler ve benzeri tedbirleri almadığınız zaman, ileride göreceksiniz ki koca bir ülke rehabilite edilmek zorunda kalmış olacak. İşte o zaman, üretimden kopmuş ülkede, buna hiç gücümüz yetmeyecek. 

       Umudunu yitirmiş insanların açacağı yaraları tamir edemeyeceğiz.  

       Korkarım sadece kendisini kurtarmaya çalışan bir avuç varlıklı insanımızda, sırça köşklerinde rahat uyuyamayacaklar.  

       Bu durum çok vahim, lütfen bunu görünüz.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.