Mustafa ARSLAN
Köşe Yazarı
Mustafa ARSLAN
 

LAİKLİK, DİN VE DEVLET İŞLERİNİN BİRBİRİNDEN AYRI TUTULMASIDIR.

Atatürk’ün laiklik ilkesi, kişilerin din, ibadet ve vicdan özgürlüğünün sağlanmasını ifade eder. Ayrıca devlet düzeninin ve hukuk kurallarının, dine değil akla ve bilime dayandırılmasıdır. Burada gözetilen asıl amaç, tamamen din özgürlüğüdür. Anayasanın değiştirilemez bir maddesi olduğundan dolayı laiklik ilkesi ile devlet, vatandaşlarının ibadet etme özgürlüğünü güvence altına almıştır.  İslam dininde ki “Dinde zorlama yoktur” inancı laiklik ilkesinde en güzel şekilde belirtilen esaslarla yansıtılmaktadır. Laiklikte, insanlar dindar olmaya ya da belli bir dini ve mezhebi benimsemeye zorlanamazlar. Atatürk’ün laiklik ilkesi aklı ve bilimi işaret etmektedir.Laiklik ilkesi doğrultusunda yapılan inkılaplar-Saltanatın kaldırılması-Cumhuriyetin ilanı-Halifeliğin kaldırılması-Şer’iye ve Evkaf Vekaleti’nin kaldırılması-Tevhid-i Tedrisat kanunu-Tekke ,zaviye ve türbelerin kapatılması-Medeni Kanun’un kabulü-1924 Anayasası’ndan “Devletin dini İslam’dır” maddesinin çıkarılması.-1924 Anayasası’na laiklik ilkesinin girmesi-Maarif Teşkilatı hakkındaki kanunun kabulü-Medreselerin kapatılması-Kılık Kıyafet Kanunu’nun kabulü (Peçe ve Çarşaf giyilmesinin yasaklanması)   Hoca olarak İslam dininin il yılların da olduğu gibi en ideal örnek Peygamber Efendimiz (s.a.v). O’na (s.a.v) “Hâce-yi kâinat - Kâinatın hocası” da denir. Hocalık görevi, hem tebliğ, hem de temsil olarak ideal anlamda Yüce Rasül’ün (s.a.v) şahsında tecelli etmiştir. Allah Rasülü’nün (s.a.v) imamlığı hayatın her alanına kuşatan bir özelliğe sahiptir. Hâl böyle olunca, günümüzde “din görevlisi” adı verilen hocalarımızın hangi bir ölçüde bir sorumluluk yüklendikleri ortadadır. Bu görevi üstlenenler, söz konusu mânevî sorumluluğun şuurunda olmalıdırlar. Halk arasında yaygın olan “Yarım hoca candan, yarım doktor dinden eder” sözü günümüzde hocalarımızın mânevî sorumluluğunu ne kadar da güzel ifâde etmektedir. İmamlık, baştan başa işlevsel olarak “fedakârlık” demektir. Hiç bir mesleğe benzemez. Hoca, her yer ve zemin de ise hocadır. Onu yalnız câmideki görevi ile sınırlandırmak mümkün değildir. O, bulunduğu her ortamda İslâm dininin temsilcisidir.    Osmanlı’da ise cer Hocalığı medrese öğrencilerinin ( suhte)  medresede öğrendikleri bilgileri pratik yapmak, bilgilerini pekiştirmek için  günümüzde staj yapmaya benzer bir şekilde kasaba ve köylere gitmeleri, buralarda hem pratik yapmayı öğrenip hem de halk tarafından iaşelerinin temin edildiği bir sistemdi.  Siyasi diyaloglardan dolayı bu gün bu kavramın anlamı saptırılmaktadır. Kavrama bağnazlık, gericilik anlamları yüklense de İslam dini her asrın ihtiyaçlarını karşılamak adına gönderilen bir dindir. Ayetlerden yararlanarak günlük yaşantımızı, iş, aile hayatımızı düzene sokmak ve Peygamber Efendimiz’in sünnetine riayet ederek yolumuzu aydınlatmak akla aykırı bir durum değildir. Bu gün ki cami imamlarımızın ya da din görevlilerimizin üstlendikleri görevleri nedeni ile aldıkları maaş veya ücretlerini eskiden olduğu gibi “Cer Toplama” sistemline dönmesini sanıyorum istemezler böyle kalması yönünde fikir beyan ederlerdi. Benim küçüklüğüm de cami görevlilerinin halk yıllık gelirini kendi temin ederdi: köyün kır bekçisi imamın bu konuda önüne düşer her evden yıllık olarak muhtarlık tarafından belirlenen hakkını irat olarak toplar evine götür ertesi sene bu seremoni tekrarlanırdı    
Ekleme Tarihi: 11 Şubat 2021 - Perşembe

LAİKLİK, DİN VE DEVLET İŞLERİNİN BİRBİRİNDEN AYRI TUTULMASIDIR.

Atatürk’ün laiklik ilkesi, kişilerin din, ibadet ve vicdan özgürlüğünün sağlanmasını ifade eder. Ayrıca devlet düzeninin ve hukuk kurallarının, dine değil akla ve bilime dayandırılmasıdır. Burada gözetilen asıl amaç, tamamen din özgürlüğüdür. Anayasanın değiştirilemez bir maddesi olduğundan dolayı laiklik ilkesi ile devlet, vatandaşlarının ibadet etme özgürlüğünü güvence altına almıştır.

 İslam dininde ki “Dinde zorlama yoktur” inancı laiklik ilkesinde en güzel şekilde belirtilen esaslarla yansıtılmaktadır. Laiklikte, insanlar dindar olmaya ya da belli bir dini ve mezhebi benimsemeye zorlanamazlar. Atatürk’ün laiklik ilkesi aklı ve bilimi işaret etmektedir.Laiklik ilkesi doğrultusunda yapılan inkılaplar-Saltanatın kaldırılması-Cumhuriyetin ilanı-Halifeliğin kaldırılması-Şer’iye ve Evkaf Vekaleti’nin kaldırılması-Tevhid-i Tedrisat kanunu-Tekke ,zaviye ve türbelerin kapatılması-Medeni Kanun’un kabulü-1924 Anayasası’ndan “Devletin dini İslam’dır” maddesinin çıkarılması.-1924 Anayasası’na laiklik ilkesinin girmesi-Maarif Teşkilatı hakkındaki kanunun kabulü-Medreselerin kapatılması-Kılık Kıyafet Kanunu’nun kabulü (Peçe ve Çarşaf giyilmesinin yasaklanması)

  Hoca olarak İslam dininin il yılların da olduğu gibi en ideal örnek Peygamber Efendimiz (s.a.v). O’na (s.a.v) “Hâce-yi kâinat - Kâinatın hocası” da denir. Hocalık görevi, hem tebliğ, hem de temsil olarak ideal anlamda Yüce Rasül’ün (s.a.v) şahsında tecelli etmiştir. Allah Rasülü’nün (s.a.v) imamlığı hayatın her alanına kuşatan bir özelliğe sahiptir.

Hâl böyle olunca, günümüzde “din görevlisi” adı verilen hocalarımızın hangi bir ölçüde bir sorumluluk yüklendikleri ortadadır. Bu görevi üstlenenler, söz konusu mânevî sorumluluğun şuurunda olmalıdırlar. Halk arasında yaygın olan “Yarım hoca candan, yarım doktor dinden eder” sözü günümüzde hocalarımızın mânevî sorumluluğunu ne kadar da güzel ifâde etmektedir. İmamlık, baştan başa işlevsel olarak “fedakârlık” demektir. Hiç bir mesleğe benzemez. Hoca, her yer ve zemin de ise hocadır. Onu yalnız câmideki görevi ile sınırlandırmak mümkün değildir. O, bulunduğu her ortamda İslâm dininin temsilcisidir.

   Osmanlı’da ise cer Hocalığı medrese öğrencilerinin ( suhte)  medresede öğrendikleri bilgileri pratik yapmak, bilgilerini pekiştirmek için  günümüzde staj yapmaya benzer bir şekilde kasaba ve köylere gitmeleri, buralarda hem pratik yapmayı öğrenip hem de halk tarafından iaşelerinin temin edildiği bir sistemdi.

 Siyasi diyaloglardan dolayı bu gün bu kavramın anlamı saptırılmaktadır. Kavrama bağnazlık, gericilik anlamları yüklense de İslam dini her asrın ihtiyaçlarını karşılamak adına gönderilen bir dindir. Ayetlerden yararlanarak günlük yaşantımızı, iş, aile hayatımızı düzene sokmak ve Peygamber Efendimiz’in sünnetine riayet ederek yolumuzu aydınlatmak akla aykırı bir durum değildir.

Bu gün ki cami imamlarımızın ya da din görevlilerimizin üstlendikleri görevleri nedeni ile aldıkları maaş veya ücretlerini eskiden olduğu gibi “Cer Toplama” sistemline dönmesini sanıyorum istemezler böyle kalması yönünde fikir beyan ederlerdi. Benim küçüklüğüm de cami görevlilerinin halk yıllık gelirini kendi temin ederdi: köyün kır bekçisi imamın bu konuda önüne düşer her evden yıllık olarak muhtarlık tarafından belirlenen hakkını irat olarak toplar evine götür ertesi sene bu seremoni tekrarlanırdı

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.