Hadi Önal
Köşe Yazarı
Hadi Önal
 

HASSASİYETTEKİ SAMİMİYET

Türkçe sözlüklerde; olaylara, durumlara karşı duyarlı olmak karşılığında kullanılan hassasiyet, çok boyutlu bir sözcüktür. Hassasiyet; ferdi boyuttu, aile boyutu, şehir ve ülke boyutu, vicdan boyutu ile olaylar, durumlar karşısında insanların tavırlarını ve davranışlarını belirler. Hani bazen deriz ya bu benim veya bizim kırmızıçizgimiz... İşte o kırmızıçizgi, hassas olunan konunun çizgisidir. O çizgiye gelindi mi “dur arkadaş, orada kal! Bir adım daha atmaya kalkarsan başına geleceklerin sorumlusu yalnız sen olusun!”, demektir. Şimdi bana; nereden geldi bu konu, diyenleriniz olacak. Anlatayım; hani bir şarkıcı var ya adı Gülşen. İşte bu şarkıcı 30 Nisan 2022'de Ataşehir'de verdiği bir konser sırasında bir arkadaşına; “İmam Hatipte okumuş daha önce kendisi, sapıklığı oradan geliyor”, demiş. Şunu öncelikle ve özellikle belirteyim ki hiç kimsenin bir başkasına hele de bir okulun mensuplarına karşı böylesine aşağılayıcı bir dil kullanmaya, hakaret etmeye hakkı yoktur, haddi de değildir. Kişi veya grupları aşağılayan böylesi bir hitabı ve onu yapan kişiyi şiddetle kınadığımı belirteyim. Bu hadsiz ve yakışıksız sözler, nedense dört ay sonra 24 Ağustos 2022 günü birden bire bazı insan ve kurumların hassasiyetlerine dokunmuş olacak ki şarkıcı Gülşen hakkında söylemediklerini bırakmadılar. Diyanet İşleri Başkanı, Milli Eğitim Bakanı, Adalet Bakanı, Ankara Belediyesi eski Başkanı, gazeteler… Şarkıcı Gülşen’i öylesine bir yaylım ateşine tutular ki jet hızıyla harekete geçen İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama" suçundan şarkıcı hakkında dava açtı ve şarkıcı Gülşen gözaltına alındı. Aradan dört ay geçmesine rağmen hassasiyet gösterilmesini olumlu bulanlarınız olacak; ancak bu hassasiyetteki samimiyeti sorgulamak istiyorum. Keşke diyorum, bu hassasiyet, “Her cuma bakara makara bir ayet sallıyorum gidiyor”, diyerek yüce dinimizin kitabı Kuran ayetlerine hakaret eden bir zamanların Türkiye'nin ilk Avrupa Birliği bakanı ve AB baş müzakerecisi şimdilerin Prag Büyükelçisi Eğemen Bağış için de gösterilseydi. Keşke diyorum bu hassasiyet, Karaman'da Ensar Vakfı’na ait evlerde kalan 45 çocuğun cinsel istismara ve tecavüze maruz kalması karşısında da gösterilseydi. Hatırlayalım: 2012-2015 yılları arasında, 9-10 yaşlarında çok sayıda çocuğa tecavüz edildiği polis raporuyla belgelenmişti. Tecavüze uğradığı ileri sürülen 45 çocuktan 10'u Karaman Devlet Hastanesi'nden tecavüz raporu almış, olayın duyulmasından sonra sözü geçen vakfa gösterilen tepkiler üzerine de zamanın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu; “bir kere olması karalamak için gerekçe olamaz.” , demişti. Keşke diyorum bu hassasiyet, iktidarın bir zamanlar kol kola girdiği ve seçim çalışmalarında oy devşiren mafya lideri Sedat Peker’in dile getirdiği konuların araştırılması ve soruşturulması için gösterilseydi. Hani bu iddialardan biri de hakkında erişim engeli ve yayın yasağı getirilen Elazığ'da Kanal 23 Televizyonu'nda program sunuculuğu yapan Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi 2'nci sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Yeldana Kaharman ile ilgiliydi. Cıvıl cıvıl, hayat dolu ülkesi Kazakistan’dan gelerek Fırat Üniversitesinde okuyan bu milletimize emanet edilen misafir kızımız, 28 Mart 2019'da evinde ölü bulunmuştu. Keşke diyorum, bu hassasiyet, ülkemizi 15 Temmuz hain darbe girişimi öncesi devletin kılcal damarlarına kadar sirayet eden FETÖ ve FETÖ’nün Ergenekon, Balyoz, Sarıkız gibi Türk ordusunu yok etmek için uyguladığı, ordumuzu aşağılayan kumpaslar için de gösterilseydi. Keşke diyorum bu hassasiyet, yolsuzluğun daniskasına imza atarak kendi şirketinin ürettiği dezenfektanı devlete satan Ticaret eski bakanı Ruşen Pekcan için de gösterilseydi. Keşke diyorum bu hassasiyet, bebek katili APO canisinin kardeşi Osman Öcalan'ın 23 Haziran 2019'daki İstanbul'da tekrarlanan yerel seçim öncesi TRT Kurdî'ye çıkaranlar için de gösterilseydi. Keşke diyorum bu hassasiyet, ülkemizi Amerika’ya ipotek eden kara para aklayıcıları Rıza Zarrap ve Sezgin Baran Korkmaz için de gösterilseydi… Keşke diyorum bu hassasiyet, kadın cinayetlerinden tutun da doğa tahribatına, orman yangınlarına karşı da gösterilebilinseydi. Keşke diyorum bu hassasiyet; yalana, talana, tüyü bitmemiş yetim hakkına uzanan ellere, yağmaya; hırsızlığa, arsızlığa ahlaksızlığa; yokluğa, yoksulluğa, sefalete, hayat pahallılığına, zamlara, milleti sıkboğaz eden faize karşı da gösterilebilinseydi. Keşke diyorum bu hassasiyet…  
Ekleme Tarihi: 04 Eylül 2022 - Pazar

HASSASİYETTEKİ SAMİMİYET

Türkçe sözlüklerde; olaylara, durumlara karşı duyarlı olmak karşılığında kullanılan hassasiyet, çok boyutlu bir sözcüktür. Hassasiyet; ferdi boyuttu, aile boyutu, şehir ve ülke boyutu, vicdan boyutu ile olaylar, durumlar karşısında insanların tavırlarını ve davranışlarını belirler. Hani bazen deriz ya bu benim veya bizim kırmızıçizgimiz... İşte o kırmızıçizgi, hassas olunan konunun çizgisidir. O çizgiye gelindi mi “dur arkadaş, orada kal! Bir adım daha atmaya kalkarsan başına geleceklerin sorumlusu yalnız sen olusun!”, demektir.

Şimdi bana; nereden geldi bu konu, diyenleriniz olacak. Anlatayım; hani bir şarkıcı var ya adı Gülşen. İşte bu şarkıcı 30 Nisan 2022'de Ataşehir'de verdiği bir konser sırasında bir arkadaşına; “İmam Hatipte okumuş daha önce kendisi, sapıklığı oradan geliyor”, demiş. Şunu öncelikle ve özellikle belirteyim ki hiç kimsenin bir başkasına hele de bir okulun mensuplarına karşı böylesine aşağılayıcı bir dil kullanmaya, hakaret etmeye hakkı yoktur, haddi de değildir. Kişi veya grupları aşağılayan böylesi bir hitabı ve onu yapan kişiyi şiddetle kınadığımı belirteyim.

Bu hadsiz ve yakışıksız sözler, nedense dört ay sonra 24 Ağustos 2022 günü birden bire bazı insan ve kurumların hassasiyetlerine dokunmuş olacak ki şarkıcı Gülşen hakkında söylemediklerini bırakmadılar. Diyanet İşleri Başkanı, Milli Eğitim Bakanı, Adalet Bakanı, Ankara Belediyesi eski Başkanı, gazeteler… Şarkıcı Gülşen’i öylesine bir yaylım ateşine tutular ki jet hızıyla harekete geçen İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama" suçundan şarkıcı hakkında dava açtı ve şarkıcı Gülşen gözaltına alındı. Aradan dört ay geçmesine rağmen hassasiyet gösterilmesini olumlu bulanlarınız olacak; ancak bu hassasiyetteki samimiyeti sorgulamak istiyorum.

Keşke diyorum, bu hassasiyet, “Her cuma bakara makara bir ayet sallıyorum gidiyor”, diyerek yüce dinimizin kitabı Kuran ayetlerine hakaret eden bir zamanların Türkiye'nin ilk Avrupa Birliği bakanı ve AB baş müzakerecisi şimdilerin Prag Büyükelçisi Eğemen Bağış için de gösterilseydi.

Keşke diyorum bu hassasiyet, Karaman'da Ensar Vakfı’na ait evlerde kalan 45 çocuğun cinsel istismara ve tecavüze maruz kalması karşısında da gösterilseydi. Hatırlayalım: 2012-2015 yılları arasında, 9-10 yaşlarında çok sayıda çocuğa tecavüz edildiği polis raporuyla belgelenmişti. Tecavüze uğradığı ileri sürülen 45 çocuktan 10'u Karaman Devlet Hastanesi'nden tecavüz raporu almış, olayın duyulmasından sonra sözü geçen vakfa gösterilen tepkiler üzerine de zamanın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu; “bir kere olması karalamak için gerekçe olamaz.” , demişti.

Keşke diyorum bu hassasiyet, iktidarın bir zamanlar kol kola girdiği ve seçim çalışmalarında oy devşiren mafya lideri Sedat Peker’in dile getirdiği konuların araştırılması ve soruşturulması için gösterilseydi. Hani bu iddialardan biri de hakkında erişim engeli ve yayın yasağı getirilen Elazığ'da Kanal 23 Televizyonu'nda program sunuculuğu yapan Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi 2'nci sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Yeldana Kaharman ile ilgiliydi. Cıvıl cıvıl, hayat dolu ülkesi Kazakistan’dan gelerek Fırat Üniversitesinde okuyan bu milletimize emanet edilen misafir kızımız, 28 Mart 2019'da evinde ölü bulunmuştu.

Keşke diyorum, bu hassasiyet, ülkemizi 15 Temmuz hain darbe girişimi öncesi devletin kılcal damarlarına kadar sirayet eden FETÖ ve FETÖ’nün Ergenekon, Balyoz, Sarıkız gibi Türk ordusunu yok etmek için uyguladığı, ordumuzu aşağılayan kumpaslar için de gösterilseydi.

Keşke diyorum bu hassasiyet, yolsuzluğun daniskasına imza atarak kendi şirketinin ürettiği dezenfektanı devlete satan Ticaret eski bakanı Ruşen Pekcan için de gösterilseydi.

Keşke diyorum bu hassasiyet, bebek katili APO canisinin kardeşi Osman Öcalan'ın 23 Haziran 2019'daki İstanbul'da tekrarlanan yerel seçim öncesi TRT Kurdî'ye çıkaranlar için de gösterilseydi.

Keşke diyorum bu hassasiyet, ülkemizi Amerika’ya ipotek eden kara para aklayıcıları Rıza Zarrap ve Sezgin Baran Korkmaz için de gösterilseydi…

Keşke diyorum bu hassasiyet, kadın cinayetlerinden tutun da doğa tahribatına, orman yangınlarına karşı da gösterilebilinseydi.

Keşke diyorum bu hassasiyet; yalana, talana, tüyü bitmemiş yetim hakkına uzanan ellere, yağmaya; hırsızlığa, arsızlığa ahlaksızlığa; yokluğa, yoksulluğa, sefalete, hayat pahallılığına, zamlara, milleti sıkboğaz eden faize karşı da gösterilebilinseydi.

Keşke diyorum bu hassasiyet…

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.