Hadi Önal
Köşe Yazarı
Hadi Önal
 

KUYRUK

Türk Edebiyatının ilk fablı örneği olan, “Harnâme’yi” kaleme alan Şeyhi, 126 beyitlik bu mesnevinin sonunda konu edindiği eşeğin ağzından: “Batıl isteyü haktan ayrıldım/ Boynuz umdum kulaktan ayrıldım.” diyor. Aslında şiirde anlatılan eşeğin, sadece kulağı kesilmemiştir; kuyruğu da bu arada gitmiştir. Şair, vezne sadık kalmak için önemine binaen sadece kulağa yer vermiştir. Kuyruk, Birçok hayvanın kıçları üzerinde bulunan et, kıkırdak ve yağdan oluşan üzeri kıl, yün ya da tüyle kaplı organıdır. Uzantı da diyebilirsiniz buna. Bilirsiniz ki dünyamızın ¾ sudur. İşte kuyruk bu suda yaşayan balıkların temel organıdır. Başta balıklar olmak üzere kuyruk, diğer pek çok deniz canlısında hareket edebilme yeteneğini sağlar. Kuyruk, önemine binaen şiirlere, atasözlerine, deyimlere konu olmuştur. Hani “kuyruğu kısılmış” yahut “kuyruğu kapana sıkışmış ” bazı insanların bir zamanlar en ağır cümlelerle yerden yere vurdukları kişilere nasıl da “kuyruk salladıklarını” görünce, kuyruğun ne denli önemli bir eklenti olduğunu anlıyor insan. Kedilerin dengesini, maymun türlerinin bazılarının ve lemurun ağaçlarda asılı kalmasını sağlayan kuyruğun, insan hayatında önemli olduğuna inananlardanım. Şimdi düşünün Eminönü’nde meşhur Nimet Abla’nın kilometrelerce uzayan “Milli Piyango Yılbaşı Bilet Kuyruğunu” yahut birkaç lira tasarruf etmek için saatlerce beklenen “halk ekmek kuyruğunu…” Şimdi soruyorum size; “ne olurdu kuyruk olmasaydı? Hemen söyleyeyim; karmaşa olurdu. Biri birlerini iten, kakan hatta ezmeye çalışanlar… “Hop kardeşim sıraya geç!”, “Yandan yamanmayalım lütfen!” Kuyrukta sık sık duyulan bu sözler, nizam ve düzene davettir. Onun için diyorum ki kuyruk bir yerde nizamdır, düzendir, asayiştir, hakka rızadır. Hatta ve hatta medeniyet göstergesidir. Hani “nerede inceldiyse oradan kopsun anlamında; “çekiver kuyruğunu” diyebilmek babayiğit işidir. İşin ucunda mastanın zakutu var. Şimdi bana “masta” da ne ya “zakut”, diyenleriniz olacak! Masta: çifte koşulan öküzleri yürütmek için kullanılan uzun bir değnek; zakut da bu değneğin ucunda ucu sivri demir... Kısaca ucu çivili sopa… Neyse “uyuyan yılanın kuyruğuna basmaktansa biz, ne olur, ne olmaz, diye yine yanpeş yürümeye devam edelim. Yürümek, dedim de aklıma geldi sahi yürüyenler, ‘yürütülenlerin’ ne zaman farkına varacak? “Bak yine dönüp dolaşıp aynı yere geliyorsun. Yahu, arkadaş, rahat mı batıyor! Bırak ahkâm kesmeyi… Katıl sen de ‘kuyruksallayanların’ kervanına; kaybol! Kimileri ‘kuyruklarına teneke bağlandığının’ farkına varmasalar da sen, sen ol kimsenin ne başıyla ne de kuyruğu ile dalga geçme! Hatta ‘kuyruğuna kabak bağlayıp da deliğine girmeye çalışan fareyi de görmezden gel’. Kısacası ‘almadığın hayvanın kuyruğunu tutma’ sonra; bostana giren eşek misali hem kulağını hem de kuyruğunu kaybedersin. Kuyruk sadece bazı hayvanların ayıp yerlerini örten bir uzantı değildir. Halk arasında “poçik” adı verilen insan vücudunda bulunan 33 adet omurun en alt kısmında bulunan son parçanın da aslında körelmiş kuyruktur. Hatta bu son omurun öldükten sonra çürümeyen tek organ olduğu; yeniden dirilişin de bu kuyruk omuru vasıtasıyla gerçekleşeceği yaygın rivayetlerden biridir. Bilirsiniz koyunlar bir ömür biriktirdikleri yağlarını kuyruklarında taşırlar. Ancak kuyruk yağı, üste çıkmadığı için zeytinyağı ile boy ölçüşemez. Sadece kavurmada veya dönerde ara tatlandırıcı olarak kullanılır. Hülasa yağ da olsa yağlığının ve yağcılığının nelerde kullanıldığını ve nelere yaradığını bilmek zorundadır. Ne demiş atalarımız; ‘dişi köpek, kuyruğunu sallamayınca, erkek köpek ardına düşmez.’ Öyle ya yüz veren var, verilen yüzden veya yüzdeden yüz bulup nema kuyruğuna giren var, tükürülen yüzünü sıvazlayıp ‘oh şükür yağmur yağıyor’, diyen var; iki eli ile yüzünü yıkamasını beceremeyen ancak mangaldaki külleri başkalarının yüzüne üfleyen yağlı kara çoklu belalar var... Var da var... Var da; sana ne be kardeşim! ‘Garip itin, kuyruğu bacak arasında gerek.’ Yoksa adama bir ‘kuyruklu yalanla’ ‘kuyruklu yıldız’ altında” öyle bir düğün hazırlarlar ki neye uğradığını dahi anlamadan soluğu ‘kuyruğundan çekemeyeceği demirlerin’ ardında alırsın.  
Ekleme Tarihi: 07 Şubat 2021 - Pazar

KUYRUK

Türk Edebiyatının ilk fablı örneği olan, “Harnâme’yi” kaleme alan Şeyhi, 126 beyitlik bu mesnevinin sonunda konu edindiği eşeğin ağzından: “Batıl isteyü haktan ayrıldım/ Boynuz umdum kulaktan ayrıldım.” diyor. Aslında şiirde anlatılan eşeğin, sadece kulağı kesilmemiştir; kuyruğu da bu arada gitmiştir. Şair, vezne sadık kalmak için önemine binaen sadece kulağa yer vermiştir.

Kuyruk, Birçok hayvanın kıçları üzerinde bulunan et, kıkırdak ve yağdan oluşan üzeri kıl, yün ya da tüyle kaplı organıdır. Uzantı da diyebilirsiniz buna. Bilirsiniz ki dünyamızın ¾ sudur. İşte kuyruk bu suda yaşayan balıkların temel organıdır. Başta balıklar olmak üzere kuyruk, diğer pek çok deniz canlısında hareket edebilme yeteneğini sağlar.

Kuyruk, önemine binaen şiirlere, atasözlerine, deyimlere konu olmuştur. Hani “kuyruğu kısılmış” yahut “kuyruğu kapana sıkışmış ” bazı insanların bir zamanlar en ağır cümlelerle yerden yere vurdukları kişilere nasıl da “kuyruk salladıklarını” görünce, kuyruğun ne denli önemli bir eklenti olduğunu anlıyor insan.

Kedilerin dengesini, maymun türlerinin bazılarının ve lemurun ağaçlarda asılı kalmasını sağlayan kuyruğun, insan hayatında önemli olduğuna inananlardanım. Şimdi düşünün Eminönü’nde meşhur Nimet Abla’nın kilometrelerce uzayan “Milli Piyango Yılbaşı Bilet Kuyruğunu” yahut birkaç lira tasarruf etmek için saatlerce beklenen “halk ekmek kuyruğunu…” Şimdi soruyorum size; “ne olurdu kuyruk olmasaydı? Hemen söyleyeyim; karmaşa olurdu. Biri birlerini iten, kakan hatta ezmeye çalışanlar… “Hop kardeşim sıraya geç!”, “Yandan yamanmayalım lütfen!” Kuyrukta sık sık duyulan bu sözler, nizam ve düzene davettir. Onun için diyorum ki kuyruk bir yerde nizamdır, düzendir, asayiştir, hakka rızadır. Hatta ve hatta medeniyet göstergesidir.

Hani “nerede inceldiyse oradan kopsun anlamında; “çekiver kuyruğunu” diyebilmek babayiğit işidir. İşin ucunda mastanın zakutu var. Şimdi bana “masta” da ne ya “zakut”, diyenleriniz olacak! Masta: çifte koşulan öküzleri yürütmek için kullanılan uzun bir değnek; zakut da bu değneğin ucunda ucu sivri demir... Kısaca ucu çivili sopa… Neyse “uyuyan yılanın kuyruğuna basmaktansa biz, ne olur, ne olmaz, diye yine yanpeş yürümeye devam edelim. Yürümek, dedim de aklıma geldi sahi yürüyenler, ‘yürütülenlerin’ ne zaman farkına varacak? “Bak yine dönüp dolaşıp aynı yere geliyorsun. Yahu, arkadaş, rahat mı batıyor! Bırak ahkâm kesmeyi… Katıl sen de ‘kuyruksallayanların’ kervanına; kaybol! Kimileri ‘kuyruklarına teneke bağlandığının’ farkına varmasalar da sen, sen ol kimsenin ne başıyla ne de kuyruğu ile dalga geçme! Hatta ‘kuyruğuna kabak bağlayıp da deliğine girmeye çalışan fareyi de görmezden gel’. Kısacası ‘almadığın hayvanın kuyruğunu tutma’ sonra; bostana giren eşek misali hem kulağını hem de kuyruğunu kaybedersin.

Kuyruk sadece bazı hayvanların ayıp yerlerini örten bir uzantı değildir. Halk arasında “poçik” adı verilen insan vücudunda bulunan 33 adet omurun en alt kısmında bulunan son parçanın da aslında körelmiş kuyruktur. Hatta bu son omurun öldükten sonra çürümeyen tek organ olduğu; yeniden dirilişin de bu kuyruk omuru vasıtasıyla gerçekleşeceği yaygın rivayetlerden biridir.

Bilirsiniz koyunlar bir ömür biriktirdikleri yağlarını kuyruklarında taşırlar. Ancak kuyruk yağı, üste çıkmadığı için zeytinyağı ile boy ölçüşemez. Sadece kavurmada veya dönerde ara tatlandırıcı olarak kullanılır. Hülasa yağ da olsa yağlığının ve yağcılığının nelerde kullanıldığını ve nelere yaradığını bilmek zorundadır.

Ne demiş atalarımız; ‘dişi köpek, kuyruğunu sallamayınca, erkek köpek ardına düşmez.’ Öyle ya yüz veren var, verilen yüzden veya yüzdeden yüz bulup nema kuyruğuna giren var, tükürülen yüzünü sıvazlayıp ‘oh şükür yağmur yağıyor’, diyen var; iki eli ile yüzünü yıkamasını beceremeyen ancak mangaldaki külleri başkalarının yüzüne üfleyen yağlı kara çoklu belalar var... Var da var... Var da; sana ne be kardeşim! ‘Garip itin, kuyruğu bacak arasında gerek.’ Yoksa adama bir ‘kuyruklu yalanla’ ‘kuyruklu yıldız’ altında” öyle bir düğün hazırlarlar ki neye uğradığını dahi anlamadan soluğu ‘kuyruğundan çekemeyeceği demirlerin’ ardında alırsın.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.