Hadi Önal
Köşe Yazarı
Hadi Önal
 

UÇUŞA VE UÇURMAYA DEVAM…

Her yıl bir başka ilimizde devlet erkânının katılımı ile gerçekleştirilen Türkçe Olimpiyatlarıyla mı uçuşa geçtik bilmiyorum; ama Amerika’da yaşayan Fetullah Hocaefendi(!) adına düzenlenen o görkemli toplantılarda “hasret mesajlarının” havada nasıl uçtuğu sanırım bilmeyen yoktur. FETÖ’nün devlet içinde yapılanmasına imkân tanıyan zevatın bu mesajların ardından üniversite sorularının nasıl çalındığı da hatırdadır. Bir yandan Ergenekon, Balyoz gibi kumpaslarla Türk ordusunu itibardan düşürme diğer yandan Kozmik odaya girilmesi bu uçurmanın en can alıcı noktasıydı. Eğitimde uçuşa 4+4+4 sistemiyle geçtik. Son yirmi yılda on bakan değiştiren MEB’lığı gelen her bakanın da eğitimi sil baştan düzenleme çabası(!) sanırım uçuşumuzu hayli hızlandırdı. Bana sorsanız en önemli uçuş, devletin 2009 yılından itibaren PKK terör örgütü ile yürüttüğü “açılım politikasıdır” derim. Oslo ve Dolmabahçe görüşmeleri bir yana hatırlayacaksınız ilden ile uçurulan “Âkil Adam Heyetleri’nin ikna turları” bu uçuşun tuzu biberi(!) olmuştu. İmralı/Kandil arası mesaj uçurtmalar, hâkimlerimizin Habur’a uçurularak kurulan sanal mahkemeler, teröristi af çabaları ise uçuşun en çarpıcı görüntüleri olarak hafızalarımızda kaldı. Özelleştirme sonucu fabrikalarımız, işletmelerimiz, madenlerimiz uçuşa geçmeseydi acaba işsizlik bu kadar yüksek olur muydu, diye düşünmüyor değilim. 61.Cumhuriyet Hükümeti’nin dört bakanının "rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve kaçakçılık" suçlarından dolayı 17 Aralık 2013’te bakanlık görevinden uzaklaştırılmaları, uçurmanın ayrı bir versiyonuydu. Bu uçuşun maddi kanıtları kasa ve ayakkabı kutularına saklı dolar ve eurolar faizleri ile iade edildi; ancak her kim ki kalkar da milli damat Rıza Zarrap, kendi parasıyla Miami’ye uçmadı, derse yalan söyler. Türk tarihinin en hazin uçurması, 22 Şubat 2015'te Suriye'nin Halep ilinin Eşme köyünde yaşandı. Kendi sınırlarımız dışında sahip olduğumuz eksklav statüsündeki tek toprak parçasındaki Süleyman Şah Türbesi ile Saygı Karakolu havaya uçuruldu. Bu başarılı(!) uçurma eylemi türbede bulunan Süleyman Şah'ın kemikleri ve diğer manevi değeri bulunan eşyanın alınmasından sonra gerçekleştirildi. Türbe ve karakol havaya uçurduktan sonra bölgedeki Türk askerleri, PYD’nin eskortluğunda Şanlıurfa üzerinden Türkiye'ye geri çekildi. Güney komşumuz Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat’ın halkına zulmünü önleyip Emevi camisinde Cuma namazını eda edemedik; ama Suriyeli dört milyon insanı mülteci statüsünde Türkiye’ye uçurmayı başardık. 23 Mayıs 2016 sabahı bir baktık ki Türkiye Cumhuriyetinin 64. Hükümetinin Başbakanı yok. "4 yıllık sürenin daha kısa sürmesi benim tercihim değildir. Zarurettir", diyen Davutoğlu, kendini mi uçurdu yoksa birileri mi Davutoğlu’nu uçurdu doğrusu anlaşılamadı. 9 Temmuz 2018 tarihi itibarıyla uygulanmaya konulan “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne geçiş ile ülkenin ve milletin kesin uçacağı ifade edildi. Hakikatten o tarihten bugüne ha bire uçuyoruz. Bir büyük uçurma hadisesi de FETÖ ve PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı gerekçesi ile 35 yıl hapis cezası ile yargılanan Papaz Andrew Brunson’un uçurulmasıydı. Papaz Brunson, Donald Trump’un isteği ile 12 Ekim 2018’de İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndan Amerika’ya uçuruldu. 21 Haziran 2019’da bir de baktık ki ne görelim; 74 Mehmetçiğin katili, Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının gizli tanığı Osman Öcalan devlet televizyonunda… Öcalan TRT’ye uçurularak mı geldi yoksa uçarak mı sorusuna hâlâ cevap bulunmuş değil. Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak; “Dolarla mı maaş alıyorsunuz?”, dedi. Doğru söyledi. Öyle ya maaşlar TL ile ödeniyordu; ama şu dolar denilen meret yerinde durmuyor ha bire uçuyordu. Dolar uçtukça fiyatlar da uçuyordu. Bu durum yalnızca dolar endeksli, devlet garantili, yap işlet devret modelli köprü, otoyol, havaalanı inşa eden müteahhitlerin işine yarıyordu. Doğalgazın, elektrik fiyatlarının uçuşu doğaldı da dolarla ithal edilen gıdadan elektronik araçlara, otomobilden benzine her şeyin bazen iki bazen üç kanat takarak havalanmasıyla yaydıkları ısı doğrusu can yakıyordu. 8 Kasım 2020’de Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak, uçtu mu uçuruldu mu uzun süre anlaşılamadı. Ancak ardında tamtakır bir hazine bıraktı. Hazinede 128 milyar dolarlık bir uçuk-kaçık vardı. Bu arada uçan adalet, liyakat, demokrasi ile birlikte dini, ahlaki ve milli değerler kervanına bürokratların gecelik uçuşları eklendi. Son iki yılda dört Merkez Bankası Başkanı ile istenilen rakamları tutturamadığı için TUİK başkanları uçtu. Derken lebaleb toplantılarla dünyamızı karartan Koronavirüs yeniden uçuşa geçti. Ne dersiniz uçuşa ve uçurmaya devam… Bakalım sırada neler var!  
Ekleme Tarihi: 04 Nisan 2021 - Pazar

UÇUŞA VE UÇURMAYA DEVAM…

Her yıl bir başka ilimizde devlet erkânının katılımı ile gerçekleştirilen Türkçe Olimpiyatlarıyla mı uçuşa geçtik bilmiyorum; ama Amerika’da yaşayan Fetullah Hocaefendi(!) adına düzenlenen o görkemli toplantılarda “hasret mesajlarının” havada nasıl uçtuğu sanırım bilmeyen yoktur. FETÖ’nün devlet içinde yapılanmasına imkân tanıyan zevatın bu mesajların ardından üniversite sorularının nasıl çalındığı da hatırdadır. Bir yandan Ergenekon, Balyoz gibi kumpaslarla Türk ordusunu itibardan düşürme diğer yandan Kozmik odaya girilmesi bu uçurmanın en can alıcı noktasıydı.

Eğitimde uçuşa 4+4+4 sistemiyle geçtik. Son yirmi yılda on bakan değiştiren MEB’lığı gelen her bakanın da eğitimi sil baştan düzenleme çabası(!) sanırım uçuşumuzu hayli hızlandırdı.

Bana sorsanız en önemli uçuş, devletin 2009 yılından itibaren PKK terör örgütü ile yürüttüğü “açılım politikasıdır” derim. Oslo ve Dolmabahçe görüşmeleri bir yana hatırlayacaksınız ilden ile uçurulan “Âkil Adam Heyetleri’nin ikna turları” bu uçuşun tuzu biberi(!) olmuştu. İmralı/Kandil arası mesaj uçurtmalar, hâkimlerimizin Habur’a uçurularak kurulan sanal mahkemeler, teröristi af çabaları ise uçuşun en çarpıcı görüntüleri olarak hafızalarımızda kaldı.

Özelleştirme sonucu fabrikalarımız, işletmelerimiz, madenlerimiz uçuşa geçmeseydi acaba işsizlik bu kadar yüksek olur muydu, diye düşünmüyor değilim.

61.Cumhuriyet Hükümeti’nin dört bakanının "rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve kaçakçılık" suçlarından dolayı 17 Aralık 2013’te bakanlık görevinden uzaklaştırılmaları, uçurmanın ayrı bir versiyonuydu. Bu uçuşun maddi kanıtları kasa ve ayakkabı kutularına saklı dolar ve eurolar faizleri ile iade edildi; ancak her kim ki kalkar da milli damat Rıza Zarrap, kendi parasıyla Miami’ye uçmadı, derse yalan söyler.

Türk tarihinin en hazin uçurması, 22 Şubat 2015'te Suriye'nin Halep ilinin Eşme köyünde yaşandı. Kendi sınırlarımız dışında sahip olduğumuz eksklav statüsündeki tek toprak parçasındaki Süleyman Şah Türbesi ile Saygı Karakolu havaya uçuruldu. Bu başarılı(!) uçurma eylemi türbede bulunan Süleyman Şah'ın kemikleri ve diğer manevi değeri bulunan eşyanın alınmasından sonra gerçekleştirildi. Türbe ve karakol havaya uçurduktan sonra bölgedeki Türk askerleri, PYD’nin eskortluğunda Şanlıurfa üzerinden Türkiye'ye geri çekildi.

Güney komşumuz Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat’ın halkına zulmünü önleyip Emevi camisinde Cuma namazını eda edemedik; ama Suriyeli dört milyon insanı mülteci statüsünde Türkiye’ye uçurmayı başardık.

23 Mayıs 2016 sabahı bir baktık ki Türkiye Cumhuriyetinin 64. Hükümetinin Başbakanı yok. "4 yıllık sürenin daha kısa sürmesi benim tercihim değildir. Zarurettir", diyen Davutoğlu, kendini mi uçurdu yoksa birileri mi Davutoğlu’nu uçurdu doğrusu anlaşılamadı.

9 Temmuz 2018 tarihi itibarıyla uygulanmaya konulan “Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne geçiş ile ülkenin ve milletin kesin uçacağı ifade edildi. Hakikatten o tarihten bugüne ha bire uçuyoruz.

Bir büyük uçurma hadisesi de FETÖ ve PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı gerekçesi ile 35 yıl hapis cezası ile yargılanan Papaz Andrew Brunson’un uçurulmasıydı. Papaz Brunson, Donald Trump’un isteği ile 12 Ekim 2018’de İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndan Amerika’ya uçuruldu.

21 Haziran 2019’da bir de baktık ki ne görelim; 74 Mehmetçiğin katili, Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının gizli tanığı Osman Öcalan devlet televizyonunda… Öcalan TRT’ye uçurularak mı geldi yoksa uçarak mı sorusuna hâlâ cevap bulunmuş değil.

Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak; “Dolarla mı maaş alıyorsunuz?”, dedi. Doğru söyledi. Öyle ya maaşlar TL ile ödeniyordu; ama şu dolar denilen meret yerinde durmuyor ha bire uçuyordu. Dolar uçtukça fiyatlar da uçuyordu. Bu durum yalnızca dolar

endeksli, devlet garantili, yap işlet devret modelli köprü, otoyol, havaalanı inşa eden müteahhitlerin işine yarıyordu.

Doğalgazın, elektrik fiyatlarının uçuşu doğaldı da dolarla ithal edilen gıdadan elektronik araçlara, otomobilden benzine her şeyin bazen iki bazen üç kanat takarak havalanmasıyla yaydıkları ısı doğrusu can yakıyordu.

8 Kasım 2020’de Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak, uçtu mu uçuruldu mu uzun süre anlaşılamadı. Ancak ardında tamtakır bir hazine bıraktı. Hazinede 128 milyar dolarlık bir uçuk-kaçık vardı.

Bu arada uçan adalet, liyakat, demokrasi ile birlikte dini, ahlaki ve milli değerler kervanına bürokratların gecelik uçuşları eklendi. Son iki yılda dört Merkez Bankası Başkanı ile istenilen rakamları tutturamadığı için TUİK başkanları uçtu.

Derken lebaleb toplantılarla dünyamızı karartan Koronavirüs yeniden uçuşa geçti.

Ne dersiniz uçuşa ve uçurmaya devam… Bakalım sırada neler var!

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.