KADİR ÇELİK
Köşe Yazarı
KADİR ÇELİK
 

Mazlumun Sesi, Adaletin Vicdanı: Gergerlioğlu

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde her dönem çok sayıda milletvekili görev yapar. Ancak bazı isimler vardır ki, yalnızca parti rozetleriyle değil; duruşları, bedel ödemeyi göze alan tavırları ve vicdanı temsil eden siyaset anlayışlarıyla hafızalara kazınır. Ömer Faruk Gergerlioğlu, işte bu nadir isimlerden biridir. Gergerlioğlu’nun hayat hikâyesi, klasik bir siyasetçi portresinin çok ötesindedir. Hekimlikten gelen meslek etiği, insan hayatına ve onuruna duyduğu saygının temelini oluşturur. Siyasete adım attığı ilk günden itibaren, gücünü makamdan değil; haklıdan, mağdurdan ve sesi kısılmak istenenden yana kullanmayı tercih etmiştir. Bu nedenle onu tanımlarken “partiler üstü” ifadesi bir nezaket cümlesi değil, somut bir gerçeğin ifadesidir. Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun adı, Türkiye’de insan hakları mücadelesi denildiğinde ilk akla gelen isimler arasındadır. KHK mağdurlarından cezaevlerindeki hak ihlallerine, ifade özgürlüğünden adil yargılanma hakkına kadar uzanan geniş bir alanda, istikrarlı ve cesur bir mücadele yürütmüştür. Bu mücadele zaman zaman ağır bedeller de getirmiştir. Hapse girmiş, siyasi yasaklarla karşı karşıya kalmış, yoğun baskılara maruz bırakılmıştır. Ancak hiçbir dönemde geri adım atmamış, “susmayı” bir seçenek olarak görmemiştir. Cezaevi duvarları dahi onun insan hakları ve demokrasi mücadelesini durduramamıştır. Gergerlioğlu’nun farkı, yalnızca büyük ve genel meselelerde değil; bireysel mağduriyetlerde de aynı hassasiyeti göstermesidir. Kimi zaman adı dahi duyulmamış bir yurttaşın derdini Meclis kürsüsüne taşıyabilmiş, kimi zaman küçük gibi görülen ama hayatları doğrudan etkileyen adaletsizlikleri gündeme getirmiştir. Bu yaklaşım, siyaseti “insan” merkezli okuduğunun en açık göstergesidir. Bu noktada şahsi bir örneği anmadan geçmek mümkün değildir. Basın İlan Kurumu’nun, bir gazetede çalışmama izin vermemesi nedeniyle yaşadığım mağduriyet, birçok kişi için sıradan bir bürokratik sorun olarak görülebilirdi. Ancak Ömer Faruk Gergerlioğlu, bu durumu ciddiyetle ele almış; konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıyarak soru önergesi vermiş ve kamuoyunun gündemine sokmuştur. Bu tavır, onun siyaset anlayışının özeti niteliğindedir: Tanıdık-tanımadık ayrımı yapmadan, haklı olanın yanında durmak. Meclis çalışmaları incelendiğinde, Gergerlioğlu’nun ne kadar üretken ve çalışkan bir milletvekili olduğu açıkça görülür. Verdiği soru önergeleri, yaptığı basın açıklamaları, komisyondaki çıkışları ve kürsü konuşmaları; Türkiye’de demokrasinin ve hukukun geldiği noktaya ayna tutmaktadır. Sessiz kalmayı tercih edenlerin çoğunlukta olduğu anlarda, o konuşmayı seçmiştir. Görmezden gelinen dosyaları açmış, üzeri örtülmek istenen gerçekleri ısrarla dile getirmiştir. Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Burdur ile olan bağı da onu bu şehir için ayrı bir yere koymaktadır. Eşinin Burdurlu olması nedeniyle Burdur’un “eniştesi” olarak anılan Gergerlioğlu, kente ve bölge insanına yabancı olmayan, sorunlarını bilen ve yakından takip eden bir isimdir. Bu bağ, onun Anadolu’nun nabzını daha iyi tutabilmesine de katkı sağlamaktadır. Sonuç olarak Ömer Faruk Gergerlioğlu, Türkiye siyasetinde nadir rastlanan bir profili temsil etmektedir. Gücün değil hakkın, çoğunluğun değil adaletin yanında duran; bedel ödemekten kaçınmayan bir siyasetçi… Bugün onu sevenler de sevmeyenler de bir gerçeği teslim etmek zorundadır: Gergerlioğlu, bu ülkenin vicdanına hitap eden bir isimdir. Ve bu toprakların, böyle ısrarcı, böyle cesur adalet savunucularına her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır.
Ekleme Tarihi: 27 Aralık 2025 -Cumartesi

Mazlumun Sesi, Adaletin Vicdanı: Gergerlioğlu

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde her dönem çok sayıda milletvekili görev yapar. Ancak bazı isimler vardır ki, yalnızca parti rozetleriyle değil; duruşları, bedel ödemeyi göze alan tavırları ve vicdanı temsil eden siyaset anlayışlarıyla hafızalara kazınır. Ömer Faruk Gergerlioğlu, işte bu nadir isimlerden biridir.

Gergerlioğlu’nun hayat hikâyesi, klasik bir siyasetçi portresinin çok ötesindedir. Hekimlikten gelen meslek etiği, insan hayatına ve onuruna duyduğu saygının temelini oluşturur. Siyasete adım attığı ilk günden itibaren, gücünü makamdan değil; haklıdan, mağdurdan ve sesi kısılmak istenenden yana kullanmayı tercih etmiştir. Bu nedenle onu tanımlarken “partiler üstü” ifadesi bir nezaket cümlesi değil, somut bir gerçeğin ifadesidir.

Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun adı, Türkiye’de insan hakları mücadelesi denildiğinde ilk akla gelen isimler arasındadır. KHK mağdurlarından cezaevlerindeki hak ihlallerine, ifade özgürlüğünden adil yargılanma hakkına kadar uzanan geniş bir alanda, istikrarlı ve cesur bir mücadele yürütmüştür. Bu mücadele zaman zaman ağır bedeller de getirmiştir. Hapse girmiş, siyasi yasaklarla karşı karşıya kalmış, yoğun baskılara maruz bırakılmıştır. Ancak hiçbir dönemde geri adım atmamış, “susmayı” bir seçenek olarak görmemiştir. Cezaevi duvarları dahi onun insan hakları ve demokrasi mücadelesini durduramamıştır.

Gergerlioğlu’nun farkı, yalnızca büyük ve genel meselelerde değil; bireysel mağduriyetlerde de aynı hassasiyeti göstermesidir. Kimi zaman adı dahi duyulmamış bir yurttaşın derdini Meclis kürsüsüne taşıyabilmiş, kimi zaman küçük gibi görülen ama hayatları doğrudan etkileyen adaletsizlikleri gündeme getirmiştir. Bu yaklaşım, siyaseti “insan” merkezli okuduğunun en açık göstergesidir.

Bu noktada şahsi bir örneği anmadan geçmek mümkün değildir. Basın İlan Kurumu’nun, bir gazetede çalışmama izin vermemesi nedeniyle yaşadığım mağduriyet, birçok kişi için sıradan bir bürokratik sorun olarak görülebilirdi. Ancak Ömer Faruk Gergerlioğlu, bu durumu ciddiyetle ele almış; konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıyarak soru önergesi vermiş ve kamuoyunun gündemine sokmuştur. Bu tavır, onun siyaset anlayışının özeti niteliğindedir: Tanıdık-tanımadık ayrımı yapmadan, haklı olanın yanında durmak.

Meclis çalışmaları incelendiğinde, Gergerlioğlu’nun ne kadar üretken ve çalışkan bir milletvekili olduğu açıkça görülür. Verdiği soru önergeleri, yaptığı basın açıklamaları, komisyondaki çıkışları ve kürsü konuşmaları; Türkiye’de demokrasinin ve hukukun geldiği noktaya ayna tutmaktadır. Sessiz kalmayı tercih edenlerin çoğunlukta olduğu anlarda, o konuşmayı seçmiştir. Görmezden gelinen dosyaları açmış, üzeri örtülmek istenen gerçekleri ısrarla dile getirmiştir.

Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Burdur ile olan bağı da onu bu şehir için ayrı bir yere koymaktadır. Eşinin Burdurlu olması nedeniyle Burdur’un “eniştesi” olarak anılan Gergerlioğlu, kente ve bölge insanına yabancı olmayan, sorunlarını bilen ve yakından takip eden bir isimdir. Bu bağ, onun Anadolu’nun nabzını daha iyi tutabilmesine de katkı sağlamaktadır.

Sonuç olarak Ömer Faruk Gergerlioğlu, Türkiye siyasetinde nadir rastlanan bir profili temsil etmektedir. Gücün değil hakkın, çoğunluğun değil adaletin yanında duran; bedel ödemekten kaçınmayan bir siyasetçi…

Bugün onu sevenler de sevmeyenler de bir gerçeği teslim etmek zorundadır: Gergerlioğlu, bu ülkenin vicdanına hitap eden bir isimdir. Ve bu toprakların, böyle ısrarcı, böyle cesur adalet savunucularına her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.