Türkiye 2026 Dünya Kupası'na veda etti. Gönlümüzden geçen başarılı olması idi,ama olmadı. Bu başarısızlıkta kendiliğinden gelmedi. Elenmesine şaşırılmamalıydı. Bu sistemden başarı beklenir mi? Futbolu siyasi sadakatle, torpille ve rant ilişkileriyle kuşatanlar yenilginin sorumluluğunu taşımaktadır.Kulüpler borç batağındadır, altyapılar çürümüştür, genç yetenekler sermayenin ve menajer düzeninin insafına bırakılmışken başarı masalları ile oyalanıldı.
Tribünleri kendi propaganda alanına çevirmek isteyenler, futbolu halkın oyunu olmaktan çıkarıp güç zehirlenmesi vitrinini sundular. Ancak gerçekler reklam kampanyaları örtülmeye yetmez. “Haydi sahaları titretmeye”,"Geldik buraları inletmeye" sözleri söyleme, tanklı, toplu, İhalı, Togglu, pilot elbiseli başkanlı futboldan bu kadar uzak dedirten video kliplerle mesafe alınmaz.
Eğer ki; liyakatin yerini sadakat, emeğin yerini rant, halkın yerini ayrıcalıklı çevreler alırsa ortaya çıkan netice hüsran olur. "Santraforsuz oynarım" sözünü söyleyen anlayışla yürümek. "Tatile gelmiş gibiler" söylemenin yarattığı etki.
Dünya Kupası'na veda eden yalnızca bir takım değildir; yıllardır futbolu çürüten anlayışın iflasın resmidir.Halkın çocuklarının oyunu olan futbol, siyasetin gölgesinden kurtulmadıkça bu tablo değişmeyecektir. Özgür olmayan bir futbolun, özgür olmayan bir ülkede başarı üretmesi de mümkün olamayacaktır.
Özgür Karakaya
ozgur694@hotmail.com