Kelime, dilimize Arapça’dan geçmiş. Kökü “ka ‘a de” yani “oturdu” demek. “tekâ’üde ayrılmak”, “oturmak üzere işten ayrılmak” demek anlamına gelmektedir. Emekli, çalışma hayatını sona erdirdikten sonra emeklilik hakkını kazanan ve kendisine yasal olarak belirlenen bir maaş bağlanan kişiye denir.
Emekli bireyler, çoğunlukla çalışma yaşını doldurmuş veya belirli bir sigorta prim gün sayısını tamamlamış kişilerdir. Ülkemizde emeklilik yaşı 58-65 arasında değişir. Prim günü sayısı çalışanın durumuna göre 3600 ile 9000 gün arasında değişebilmektedir.
Çalışma süresinin bittiğini de anlatır. Kimisi için en güzel mesai sonu, kimisine kabustur. Erken kalkmama halini getirmektedir. Apartman yöneticiliğini bir meslek olarak görmeyi de içine alır.
Emeklilik dendiğinde akla gelenler ise: hobiler, meşgaleler, boş zamanı değerlendirmek için farklı seçeneklerdir.Artık işe yaramazsın demeyi de getirir. İnsanların içinde kaybolduğu durumdur.
Bunalım sebebi de olmaktadır. Köşesine çekilmeyi de getirir. Emekli kahvesinde emekli arkadaşlarla okey oynamada konuşmalarda yerini alır. İşe gitmek zorunda olmamaktır, istediğini ekonomik gücün yerindeyse yapabileceğin kadar zamanı olmaktır.
"Her şeyden emekli olmak" kesinlikte insana göre bir şey değildir! Emeklilik tabiatta olmayan ve bizim icat ettiğimizdir. Örneğin doğada emekli olan kuş yoktur. Zihninizin de asla emekli olmadığına emin olunmalıdır. Vedat Türkali’de “Devrimcilikte emeklilik hakkı yoktur” demişti.
Emekli olanlar da halen çalışmaktadır. Bu düzende emekli maaşı ana gelir değil, ancak ek gelir olabilir. Bununla birlikte emeklilik çağındaki işçi ölümleri de en çok inşaat, taşımacılık, tarım, belediye/genel işler, ticaret/büro, madencilik, metal, gemi/tersane, konaklama, gıda, güvenlik, enerji, ağaç, kimya, tekstil ve cam işkollarında gerçekleşmiş oldu.
Her 5 ‘emeklilik çağında çalışan işçi’den 1’i çalışırken kalp krizi geçirerek yaşamlarını yitirmektedir.Emekliyim mesaideyimi de anlatır. Kaynak yok denerek emekliden kısılır. Yalan söylenir.
Emekliyi yoksulluğa, sefalete mahkûm etmedir.Demagojidir. Emekliye verilmeyenler, sermayeye, yandaşlara verilecektir. Eğer yoksa da devlet kaynak yaratmalıdır! 1982 Türkiye Anayasası'nın 60. Maddesi "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar" demektedir.
Diğer ülkelerde ise: İngiltere,Fransa vb. Neredeyse beş emekliden biri yoksul durumda. Emekli olduktan sonra çalışmaya devam ediyorlar. Emeklilik yaşı ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir.
Avrupa’da emeklilik yaşı 70’e çıkarılsın tartışmaları yapılmaktadır. Bu tartışmalar bu yoksullaştırma politikalarından ayrı görülmemelidir.Emekliler enflasyonun altında ezilmektedir.
Ekonomi pastasından küçük dilim düşmektedir. Emekli maaşı yoksulluk sınırının altında kalmaktadır. Anamalcı sistem yoksula, emekçiye, emekliye her türlü kamusal katkıyı rekabetçi piyasa modelini bozan müdahale olarak görür. Emekliler fazlalık ve ekonomik yük olarak görülmektedir.
Sıra beklerken can veren yaşlılar, temel ihtiyaclarını karşılamayan yaşlılar huzur evine yönelmekte. Emekli maaşının düşük oluşundaki etkenler ise: Sermayeye hizmet tutkusu, liberal akıl tutulması, örgütsüzlüktür.
Emeklilik haktır. Her alanı piyasaya açmaya iten bitmek bilmez kâr hırsına dayalı kapitalist işleyişte insanca bir emeklilik mücadele gerektirir… Emeklilerden ilaç alınırken kesilen yüzde onluk katkı payı da iptal edilmelidir.
Emekli aylığı da cinsiyet ayrımı yapılmadan insanca yaşam düzeyinde olmalıdır. Demokratik, adil ve emekten yana tavır alınmalıdır. Mevcut kapitalist anlayışa karşı insanca düzenin inşasına katkı sunulmalıdır. Eleştiri ve özeleştiri mekanizmaları açık tutulmalıdır.
Özgür Karakaya
ozgur694@hotmail.com