MUSTAFA ŞİMŞEK
Köşe Yazarı
MUSTAFA ŞİMŞEK
 

İki Uçurum Arasında İnsan

Bazı insanlar kalabalıkta yaşar ama içlerinde büyük bir yalnızlık taşır, kimse bilmez. Geceleri odalarda ışık yanar, bedenler oturur ama ruhlar çoktan gitmiştir. Bazen konuşmaz insan... Kelimeler yetmez ki o kırgınlıklara. O içe çöken sessizlik, en uzun cümleden fazla şey söyler. Hayat insanı iki uçurum arasına sıkıştırır genelde. Ne tam kavuşma sıcaklığı var elde, ne de kaybetmenin buz gibi hali. İşte o aralıkta yorulursun en çok. Arzularınla gerçeklik arasında ezilirsin. Umutlar ayakta tutar sanırsın, ama asıl eksikliklerin sızısı yaşatır seni. Ruh, tamamlanamadığı yerden derinleşir vesselam. Eskiden çok şey isterdin: biraz anlaşılmak, sevilmek, yaslanacak gerçek bir omuz. Ama zamanla anlarsın, dünya eksiklerini kabul edene hafifler. İhtiraslar, büyük planlar... Hepsi avuçta birkaç kırık hatıraya döner. Gün gelir, kendi içindeki yıkıntılarda dolaşırsın. Aşk bile bazen yas tutmak olur geçmişe. Canını yakanı hatırlamak, ruhun tuhaf hali. Bazı anılar cam kırıntısı gibi içte kalır, yıllarca. Ne unutursun ne taşırsın. Kalbin kuytusunda saklayıp yaşarsın artık. Ömür sonunda herkesi vicdanın önüne koyar: En çok orada yenilirsin. Dışarıdan sert görünenler, geceleri geçmişine boyun eğer, içlerinde kırık bir çocuk. Pişmanlık içten gelen bir ses, zamanı gelince konuşur. Acıtır, hem de fena. Ama o sızı olmasa merhameti nasıl öğrenirdik? Olgunluk da şu belki: Yaraları inkar etmemek, onları taşıyacak kalp olmak. Acılar geçmez, içe yerleşir. Ve en büyük dersi onlardan alırsın, dizinin dibinde. Mustafa ŞİMŞEK 
Ekleme Tarihi: 08 Mayıs 2026 -Cuma

İki Uçurum Arasında İnsan

Bazı insanlar kalabalıkta yaşar ama içlerinde büyük bir yalnızlık taşır, kimse bilmez. Geceleri odalarda ışık yanar, bedenler oturur ama ruhlar çoktan gitmiştir. Bazen konuşmaz insan... Kelimeler yetmez ki o kırgınlıklara. O içe çöken sessizlik, en uzun cümleden fazla şey söyler.
Hayat insanı iki uçurum arasına sıkıştırır genelde. Ne tam kavuşma sıcaklığı var elde, ne de kaybetmenin buz gibi hali. İşte o aralıkta yorulursun en çok. Arzularınla gerçeklik arasında ezilirsin. Umutlar ayakta tutar sanırsın, ama asıl eksikliklerin sızısı yaşatır seni. Ruh, tamamlanamadığı yerden derinleşir vesselam.
Eskiden çok şey isterdin: biraz anlaşılmak, sevilmek, yaslanacak gerçek bir omuz. Ama zamanla anlarsın, dünya eksiklerini kabul edene hafifler. İhtiraslar, büyük planlar... Hepsi avuçta birkaç kırık hatıraya döner. Gün gelir, kendi içindeki yıkıntılarda dolaşırsın.
Aşk bile bazen yas tutmak olur geçmişe. Canını yakanı hatırlamak, ruhun tuhaf hali. Bazı anılar cam kırıntısı gibi içte kalır, yıllarca. Ne unutursun ne taşırsın. Kalbin kuytusunda saklayıp yaşarsın artık.
Ömür sonunda herkesi vicdanın önüne koyar: En çok orada yenilirsin. Dışarıdan sert görünenler, geceleri geçmişine boyun eğer, içlerinde kırık bir çocuk. Pişmanlık içten gelen bir ses, zamanı gelince konuşur. Acıtır, hem de fena. Ama o sızı olmasa merhameti nasıl öğrenirdik?
Olgunluk da şu belki: Yaraları inkar etmemek, onları taşıyacak kalp olmak. Acılar geçmez, içe yerleşir. Ve en büyük dersi onlardan alırsın, dizinin dibinde.

Mustafa ŞİMŞEK 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.