MUSTAFA ŞİMŞEK
Köşe Yazarı
MUSTAFA ŞİMŞEK
 

İnsanlar Değil, Anlamlar İncitir

Hayatın en ağır yükü çoğu zaman yaşadıklarımız değildir; yaşadıklarımıza yüklediğimiz anlamlardır. Olayların kendisi değil, zihnimizde büyüyen yankıları yorar insanı. Bir davranışın çıplak gerçeği ile bizde uyandırdığı hikâye çoğu zaman aynı değildir. Bir mesaj gecikir. Zihin hemen boşluğu doldurur: “Artık eskisi kadar değerli değilim.” Bir gün aramaz. İç ses fısıldar: “Benden uzaklaşıyor.” Bir plan iptal olur. Karar çoktan verilmiştir: “Önemsenmiyorum.” Oysa hayat, bizim kurduğumuz bu kesin cümleler kadar net değildir. Belki yorgundur, belki kendi içinde görünmeyen bir mücadele veriyordur, belki de sadece hayatın sıradan telaşına kapılmıştır. Fakat insan zihni boşluk sevmez; hele ki geçmişte incinmişse, o boşlukları gerçekle değil, korkularıyla doldurur. Reddedilmekten korkan biri için en küçük mesafe terk edilmenin provasına dönüşür. Sevilmediğini hissederek büyüyen biri için sessizlik, sevginin bittiğine dair bir ilan gibidir. Defalarca hayal kırıklığı yaşamış bir kalp ise güvenmekten çok, korunmayı öğrenir. Bu yüzden çoğu zaman canımızı acıtan insanlar değil, içimizde hâlâ konuşmaya devam eden geçmiştir. Çocukluğun eksik kalan yerleri, eski ilişkilerin kapanmamış defterleri, yarım kalmış hikâyeler… Hepsi bugünün masum anlarını bile ağır bir anlamla gölgeler. Belki de bu yüzden, kırılmadan önce kendimize sormamız gereken en dürüst soru şudur: “Ben gerçekten olanı mı görüyorum, yoksa korkularımın bana çizdiği bir resmi mi gerçek sanıyorum?” Bu sorunun cevabı, birçok kırgınlığı henüz doğmadan susturabilir. Ama hayatın başka bir gerçeği daha var: Sevgiyle hiç doymamış bir yüreğe, en saf hâliyle yaklaşmak her zaman mutlu bir son getirmez. İnsan, en çok tanımadığı duygudan korkar. Gerçek sevgiyle ilk kez karşılaşan biri, ona sarılmak yerine geri çekilebilir. Çünkü sevgi, sadece hissetmek değil; emek vermek, güvenmek ve yaralarıyla yüzleşmeyi göze almak demektir. Ne yazık ki bazı insanlar, kendilerini en çok seven kişiyi kaybettikten sonra anlar sevginin değerini. Çünkü eksikliğe alışmış bir kalp, huzuru bile önce yabancı zanneder. Bu yüzden sevmekten vazgeçmeyin; ama kendinizi tüketerek sevmeyin. Anlamaya çalışın; ama kendinizi yok sayacak kadar değil. Fedakâr olun; ama değerinizi feda etmeyin. Unutulmaması gereken şey şudur: İnsan, başkasının sevgisini kaybettiğinde değil; kendi değerini unuttuğunda yalnızlaşır. Ve belki de olgunluk dediğimiz şey, her davranışın altında bir ihanet aramayı bırakıp, kendi içimizdeki yaraları tanımayı öğrenmektir. Çünkü iyileşmiş bir kalp, dünyayı korkularının sisinden değil, gerçeğin açıklığından görür. Belki de huzur tam olarak burada başlar: Başkalarını değiştirmeye çalıştığımız yerde değil, kendi içimizde yıllardır konuşan o tedirgin sesi susturabildiğimiz anda… Mustafa ŞİMŞEK
Ekleme Tarihi: 24 Temmuz 2026 -Cuma

İnsanlar Değil, Anlamlar İncitir

Hayatın en ağır yükü çoğu zaman yaşadıklarımız değildir; yaşadıklarımıza yüklediğimiz anlamlardır. Olayların kendisi değil, zihnimizde büyüyen yankıları yorar insanı. Bir davranışın çıplak gerçeği ile bizde uyandırdığı hikâye çoğu zaman aynı değildir. Bir mesaj gecikir. Zihin hemen boşluğu doldurur: “Artık eskisi kadar değerli değilim.” Bir gün aramaz. İç ses fısıldar: “Benden uzaklaşıyor.” Bir plan iptal olur. Karar çoktan verilmiştir: “Önemsenmiyorum.” Oysa hayat, bizim kurduğumuz bu kesin cümleler kadar net değildir. Belki yorgundur, belki kendi içinde görünmeyen bir mücadele veriyordur, belki de sadece hayatın sıradan telaşına kapılmıştır. Fakat insan zihni boşluk sevmez; hele ki geçmişte incinmişse, o boşlukları gerçekle değil, korkularıyla doldurur. Reddedilmekten korkan biri için en küçük mesafe terk edilmenin provasına dönüşür. Sevilmediğini hissederek büyüyen biri için sessizlik, sevginin bittiğine dair bir ilan gibidir. Defalarca hayal kırıklığı yaşamış bir kalp ise güvenmekten çok, korunmayı öğrenir. Bu yüzden çoğu zaman canımızı acıtan insanlar değil, içimizde hâlâ konuşmaya devam eden geçmiştir. Çocukluğun eksik kalan yerleri, eski ilişkilerin kapanmamış defterleri, yarım kalmış hikâyeler… Hepsi bugünün masum anlarını bile ağır bir anlamla gölgeler. Belki de bu yüzden, kırılmadan önce kendimize sormamız gereken en dürüst soru şudur: “Ben gerçekten olanı mı görüyorum, yoksa korkularımın bana çizdiği bir resmi mi gerçek sanıyorum?” Bu sorunun cevabı, birçok kırgınlığı henüz doğmadan susturabilir. Ama hayatın başka bir gerçeği daha var: Sevgiyle hiç doymamış bir yüreğe, en saf hâliyle yaklaşmak her zaman mutlu bir son getirmez. İnsan, en çok tanımadığı duygudan korkar. Gerçek sevgiyle ilk kez karşılaşan biri, ona sarılmak yerine geri çekilebilir. Çünkü sevgi, sadece hissetmek değil; emek vermek, güvenmek ve yaralarıyla yüzleşmeyi göze almak demektir. Ne yazık ki bazı insanlar, kendilerini en çok seven kişiyi kaybettikten sonra anlar sevginin değerini. Çünkü eksikliğe alışmış bir kalp, huzuru bile önce yabancı zanneder. Bu yüzden sevmekten vazgeçmeyin; ama kendinizi tüketerek sevmeyin. Anlamaya çalışın; ama kendinizi yok sayacak kadar değil. Fedakâr olun; ama değerinizi feda etmeyin. Unutulmaması gereken şey şudur: İnsan, başkasının sevgisini kaybettiğinde değil; kendi değerini unuttuğunda yalnızlaşır. Ve belki de olgunluk dediğimiz şey, her davranışın altında bir ihanet aramayı bırakıp, kendi içimizdeki yaraları tanımayı öğrenmektir. Çünkü iyileşmiş bir kalp, dünyayı korkularının sisinden değil, gerçeğin açıklığından görür. Belki de huzur tam olarak burada başlar: Başkalarını değiştirmeye çalıştığımız yerde değil, kendi içimizde yıllardır konuşan o tedirgin sesi susturabildiğimiz anda… Mustafa ŞİMŞEK
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kadir
(24.07.2026 23:58 - #302)
Mustafa bey ne kadar güzel söylediniz. İyiki varsınız. Teşekkürler...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.