MUSTAFA ŞİMŞEK
Köşe Yazarı
MUSTAFA ŞİMŞEK
 

Motorun Vuruşuyla Uyanan Millet

İnsan denen varlık, bazen kelimelerin sınırlarını zorlar. Bir ömür sürerler ama iz bırakırlar; bir iddia taşırlar, dava olur. Necmettin Erbakan'ı anlatmak böyle bir çaba. Siyaset sahnesine koltuk avcılığıyla değil, vicdan terazisiyle girdi – hesapçı bir mühendisin, ahlaklı bir âlimin hesabı.Sinop'un serin rüzgârlarında 1926'ya doğdu. Yol, İstanbul Erkek Lisesi'nin şanından İTÜ Makine'ye, Aachen'in demir kokulu laboratuvarlarına vardı. Leopard tanklarının kalbine el atan delikanlı, 27 yaşında doçent, ardı sıra profesör... Kürsüde kalabilirdi, unvanlar biriktirirdi. Ama hayır; o, milletin göğsüne motor nakletmek istiyordu. 1956'da Gümüş Motor doğdu – fabrika değil, özgüven ocağı. İşçi tezgâhta metali yontarken, "yapamayız" yalanını eritiyordu. O motor homurtusu, Anadolu'nun ilk derin soluğu gibiydi; titreşimi bugün bile kemiklerimizde.Sanayi ısrarı, boş bir slogan değildi; mantığın çıplak kılıcı. Motor doğurmayan ana rahim traktör görmez; traktörsüz toprak köle kalır; kölesiz millet zincirde sürünür. 1969 Konya zaferiyle Meclis'e sızdı – mühendis kürsüde kalkınma modelini parçaladı. Milli Nizam'ın fidanı, Milli Selamet'in gölgesi, Refah'ın meyvesi... Yasaklar, kapatmalar, 28 Şubat'ın buz gibi eli – yolun kan revan izleriydi bunlar.1996'da başbakan olup "Adil Düzen" dediğinde, dünya durdu. Hayalperestlik mi? Asla. Ahlakı sofraya ekonomiye ortak etti; servet yığmak kolay, adaleti yitirince neye yarar? D-8'le kardeş ülkeleri halke çekti – Batı'ya öfke değil, bağımlılığın iğrenciydi. Fırtınalara çarpıldı, ama bağımsızlık tohumunu ekinlere saçtı; kökleri derinde, filizleri her yerde.28 Şubat, en karanlık dehlizdi: Tahtı elinden alındı, parti gömüldü, sesi mühürlendi. Yumuşamadı yine; zira dava, oy sandığından büyük, fikirlerden örülüydü. "Davam" derken, sonsuzluğa fısıldıyordu.Büyükler hep böyledir – fay hattı gibi: Bir yan yükselir sevgiyle, öteki iner eleştiriyle; kimse sırtını dönemez. 27 Şubat 2011'de uçup giderken cenaze, siyaset değil vefa selendi. Şatafatı kovdu; sade bir uğurlama... Sessizlikte inadın közü sızardı yüreğe.Şimdi dönüp bakınca netleşir: Makam değil, zihin devrimiydi derdi. "Yapamayız" kelepçesini "Neden olmasın?" diye kıran bir silkiniş. Motor yakıtsız durur mu, millet inançsız? Hayallerinin hepsini somutlaştıramadı belki; ama üretim-adalet-bağımsızlık üçgenini demirleştirdi – kalıcı miras.Bugün bir köşede genç eller titreyerek proje çizerse; "yerli" diye inatlaşırsa girişimci; vicdan terazisi adalet diye sallanırsa... Erbakan'ın motoru dönüyor içimizde. Bazı sesler ölmez; vuruşlarıyla millet uyanır, nefes alır. Mustafa ŞİMŞEK
Ekleme Tarihi: 27 Şubat 2026 -Cuma

Motorun Vuruşuyla Uyanan Millet

İnsan denen varlık, bazen kelimelerin sınırlarını zorlar. Bir ömür sürerler ama iz bırakırlar; bir iddia taşırlar, dava olur. Necmettin Erbakan'ı anlatmak böyle bir çaba. Siyaset sahnesine koltuk avcılığıyla değil, vicdan terazisiyle girdi – hesapçı bir mühendisin, ahlaklı bir âlimin hesabı.Sinop'un serin rüzgârlarında 1926'ya doğdu. Yol, İstanbul Erkek Lisesi'nin şanından İTÜ Makine'ye, Aachen'in demir kokulu laboratuvarlarına vardı. Leopard tanklarının kalbine el atan delikanlı, 27 yaşında doçent, ardı sıra profesör... Kürsüde kalabilirdi, unvanlar biriktirirdi. Ama hayır; o, milletin göğsüne motor nakletmek istiyordu. 1956'da Gümüş Motor doğdu – fabrika değil, özgüven ocağı. İşçi tezgâhta metali yontarken, "yapamayız" yalanını eritiyordu. O motor homurtusu, Anadolu'nun ilk derin soluğu gibiydi; titreşimi bugün bile kemiklerimizde.Sanayi ısrarı, boş bir slogan değildi; mantığın çıplak kılıcı. Motor doğurmayan ana rahim traktör görmez; traktörsüz toprak köle kalır; kölesiz millet zincirde sürünür. 1969 Konya zaferiyle Meclis'e sızdı – mühendis kürsüde kalkınma modelini parçaladı. Milli Nizam'ın fidanı, Milli Selamet'in gölgesi, Refah'ın meyvesi... Yasaklar, kapatmalar, 28 Şubat'ın buz gibi eli – yolun kan revan izleriydi bunlar.1996'da başbakan olup "Adil Düzen" dediğinde, dünya durdu. Hayalperestlik mi? Asla. Ahlakı sofraya ekonomiye ortak etti; servet yığmak kolay, adaleti yitirince neye yarar? D-8'le kardeş ülkeleri halke çekti – Batı'ya öfke değil, bağımlılığın iğrenciydi. Fırtınalara çarpıldı, ama bağımsızlık tohumunu ekinlere saçtı; kökleri derinde, filizleri her yerde.28 Şubat, en karanlık dehlizdi: Tahtı elinden alındı, parti gömüldü, sesi mühürlendi. Yumuşamadı yine; zira dava, oy sandığından büyük, fikirlerden örülüydü. "Davam" derken, sonsuzluğa fısıldıyordu.Büyükler hep böyledir – fay hattı gibi: Bir yan yükselir sevgiyle, öteki iner eleştiriyle; kimse sırtını dönemez. 27 Şubat 2011'de uçup giderken cenaze, siyaset değil vefa selendi. Şatafatı kovdu; sade bir uğurlama... Sessizlikte inadın közü sızardı yüreğe.Şimdi dönüp bakınca netleşir: Makam değil, zihin devrimiydi derdi. "Yapamayız" kelepçesini "Neden olmasın?" diye kıran bir silkiniş. Motor yakıtsız durur mu, millet inançsız? Hayallerinin hepsini somutlaştıramadı belki; ama üretim-adalet-bağımsızlık üçgenini demirleştirdi – kalıcı miras.Bugün bir köşede genç eller titreyerek proje çizerse; "yerli" diye inatlaşırsa girişimci; vicdan terazisi adalet diye sallanırsa... Erbakan'ın motoru dönüyor içimizde. Bazı sesler ölmez; vuruşlarıyla millet uyanır, nefes alır. Mustafa ŞİMŞEK
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurilkadim.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.